Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar
Ankara Emniyet Müdür Yardımcı Yılmaz Çetin, çete operasyonuna ilişkin gözaltına alındı
Ankara Emniyet Müdür Yardımcı Yılmaz Çetin, çete operasyonuna ilişkin gözaltın alındı. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir çete gurubuna yönelik operasyonda, Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde görevli 2.Sınıf Emniyet Müdürü Yılmaz Çetin gözaltına alınarak Antalya’ya götürüldü.

Emniyet Genel Müdürlüğü yetkilileri Çetin’in, “Çeteye yardım ve yataklık, haksız kazanç sağlama” gibi suçlardan gözaltına alındığını ifade ettiler. Çetin’in bir süre önce aktif görevden Personel Şube emrine atanarak pasifize edildiği öğrenildi.

Anayasa Mahkemesi’nin Demokratik Toplum Partisi’ni (DTP) kapatma kararını yabancı ajanslar acil koduyla duyurdu.

ASSOCIATED PRESS

Türk Anayasa Mahkemesi, Demokratik Toplum Partisi’ni PKK ile bağlantılarından ötürü kapattı. Mahkeme aynı zamanda ondan fazla parti üyesinin beş yıl boyunca diğer siyasi partilere katılmasını yasakladı ve DTP lideri Ahmet Türk dahil iki milletvekilini meclisten ihraç etti.    

Verilen karar, PKK terörünü sonlandırmak için hükümetin Kürtlerle yürüttüğü uzlaşma çabalarını daha da güçleştirecek gibi gözüküyor.

REUTERS

Kapatma kararı, uzun yıllardır süren PKK sorununu sonlandırmak için gösterilen çabaları baltalayabilir.

Uzmanlar, mahkemenin verdiği kararın ülkedeki siyasi gerilimi artıracağını ve finans piyasaları tekrar açıldığında bir hassasiyet yaratabileceğini belirtti.

AFP

Türk Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Demokratik Toplum Partisi’nin PKK ile bağlantılarından dolayı kapatıldığını açıkladı.   

Kılıç, 11 mahkeme üyesi oy birliği ile DTP’nin, “devletin, ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğüne aykırı nitelikteki eylemlerin odak noktası haline geldiğine karar vermiştir” dedi.

AB DÖNEM BAŞKANI İSVEÇ

AB dönem başkanı İsveç, DTP’nin kapatılması kararından “kaygı duyduklarını” açıkladı.

Başkanlıkça yapılan yazılı açıklamada, “Başkanlık, şiddet ve terörizmi şiddetle kınarken; siyasal partilerin feshedilmesinin, azami kısıtlamayla başvurulması gereken istisnai bir önlem olduğunu anımsatır” denildi.

Açıklamada, konuya ilişkin gelişmelerin “yakından izleneceği” ifade edildi.

ABD

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ian Kelly, DTP’nin kapatılması konusunu ABD’nin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey ile görüştüklerini, konuyla ilgili daha sonra açıklama yapacaklarını söyledi.

Kelly, Dışişleri Bakanlığında düzenlediği günlük basın toplantısında ABD’nin konuyla ilgili görüşünün sorulması üzerine, Büyükelçi Jeffrey’nin şu anda Washington’da bulunduğunu ve kendisiyle konuyu görüştüklerini söyledi.

Kelly, “Doğru reaksiyon göstereceğimizden emin olmak ve Büyükelçi Jeffrey’den görüşlerini almak istiyoruz. Dolayısıyla bu konuyla ilgili görüşlerimizi daha sonra açıklayacağız” dedi.

ABF Başkanı Balkız “Demokratik dönüşümü sağlayacak, yüzü sola dönük bir kitle partisini yaratmaya el veriyoruz. Ne ‘Alevi Partisi’ kuruyoruz, ne de inanç temelli bir parti kuruyoruz” dedi; girişimlerini “Alevi Partisi” olarak sunanları eleştirdi

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Başkanı Ali Balkız, basında “Alevi Partisi” kurmaya yöneldiklerine dair yayınları eleştirdi; “ABF, bir ‘Alevi Partisi’ kurmuyor. Parti kurmadığı gibi, kendisini de partiye dönüştürmüyor” diye açıklama yaptı.

Balkız’In örgütlü Alevi toplumunun yaklaşık yüzde 95′ini oluşturduğunu söylediği ABF, beş aydır “Nasıl bir Türkiye istiyoruz” tartışmalarını yürütüyor. Balkız, bu tartışmalarda da gündeme gelen saptamalarını şöyle hatırlattı.

Sol muhalefeti oluşturmak görevimiz: 12 Nisan’da “Kültürel ve köken farklılığı nedeniyle mağduriyet yaşayanlar başta olmak üzere; işsizler, işçiler, yoksullar, üreticiler, gençler, kadınlar, bilim insanları, sanatçılar, giderek en genel tanımıyla halkımız için, umut ışığı olabilecek sol-sosyal demokrat bir toplumsal muhalefeti birlikte oluşturmak, önümüzde bir görev olarak durmaktadır” diyen ABF, bugün tam da bu görevini yerine getiriyor.

İktidarı hedefleyen kitle partisi: Ne kendi adına parti kuran, ne de kendisini partiye dönüştürmeyi hedefleyen ABF, laik ve demokratik bir Türkiye’nin yaratılmasının ancak yüzü sola dönük ve iktidarı hedefleyen bir kitle partisinden geçtiğine inanıyor. Türkiye’yi sağcı, muhafazakar iktidarlardan kurtarmak ve demokratik başka bir iktidarın olabileceğini göstermek için Türkiye’ye sol gereklidir. Düzene alternatif olacağız. Bunun için yeni bir sol söylem, sosyal demokrat yeni bir heyecan, yeni bir dil, yeni kadro gereklidir. Bu bir kitle partisi olacaksa eğer, kuşkusuz ki her kesimden insan olacaktır.

Alternatif yaratmaya el veriyoruz: Alevilerin, Kürtlerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin sorunlarının çözümünün laik, demokratik bir Türkiye’nin yaratılmasından, demokratik bir değişim ve dönüşümden geçtiğini de biliyoruz! Bu değişimi yaratacak gücün ise yüzü sola dönük bir kitle partisi olduğunu da iyi biliyoruz! İşte biz, böyle bir alternatifi yaratmaya el veriyoruz, güç veriyoruz.

Balkız, Milliyet’ten Devrim Sevimay‘a verdiği röportajda, SHP, 10 Aralık Hareketi, Özgürlükçü Sol ve bazı akademsiyenlerin de içinde yer alacağı yeni bir hareketin ocak ayında partileşebileceğini açıklamıştı. Ekmek ve Özgürlük dergisinde yayınlanan Mustafa Bayram Mısır‘a verdiği röportajda da, Alevilerin yanı sıra emekçilerin, Kürtlerin, işsizlerin, öğrencilerin ve farklı kesimlerin taleplerini taşıyacak yeni bir hareketin peşinde olduklarını söylemişti.

bianet‘in görüştüğü, parti çalışmalarının içinde yer alan 10 Aralık hareketi’nden Burhan Şenatalar, ocak sonuna kadar yeni bir partinin kurulacağını, daha sonra partinin Sosyaldemokrat Halk Partisi’yle (SHP) birleşeceğini, bunun yeni partinin seçimlere katılabilmesi için bu formül olarak düşünüldüğünü aktarmıştı. Çalışmalarda yer alan Prof. Dr. Fuat Keyman da “Bir Alevi partisi değil, daha demokratik, daha adaletli, daha vicdanlı Türkiye isteyen, hem katılım, hem de kimliklerin tanınması anlamında kapsayıcı olacak bir hareket bu” diye konuşmuştu.

http://ankarahaber.wordpress.com/2009/12/07/alevi-federasyonu-alevi-partisi-kurmuyoruz-partiye-donusmuyoruz/

dikmende Dehşet cinayet

Dikmen’de iki bina arasında cesedi bulunan 5 yaşındaki kız çocuğunun, “Ruh sağlığı yerinde olmayan annesi tarafından öldürüldükten sonra 7. kattan atıldığı” iddia edildi.

Emniyet yetkililerinden alınan bilgiye göre Dikmen Çetin Emeç Bulvarı 19 numaralı binada meydana gelen olayda, 5 yaşındaki Yağmur T.’nin cesedi iki bina arasında bulundu. Olay yerine gelen polisler soruşturma başlatarak apartman sakinlerinin ifadesine başvurdu.

Üzerinde pembe renkli pijamaları bulunan küçük kız çocuğunun, “Şizofren hastası olduğu iddia edilen annesi Yeşim T. tarafından öldürüldükten sonra 7.kattan boşluğa bırakıldığı” öne sürüldü.

Polis, anne Yeşim T.’yi gözaltına alarak Dikmen Polis Merkezi’ne götürdü.

Kendinde olmadığı ve çelişkili ifadeler verdiği öğrenilen kadının polislere, “Çocuğum kayıp onu gördünüz mü?” ve “Onu siz mi aldınız?” şeklinde sorular sorduğu belirtildi.

Küçük kız çocuğunun kesin ölüm nedeninin otopsi sonrası belirleneceği kaydedilirken, eşinden ayrı olduğu belirtilen Yeşim T.’nin bir süre önce de babasını kaybettiği ifade edildi.

Ankara Çankaya’da tartıştığı eşini sokak ortasında bıçaklayan bir kişi çevredeki esnaf tarafından darp edildi.

Çankaya Turan Güneş Bulvarı Yıldız kavşağında meydana olayda, Muammer ve Ayşe S. çifti arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Muammer S, eşini bir çok yerinden bıçaklayarak yaraladı.

Olayı gören esnafın müdahalesi sonucu darp edilen Muammer S. etkisiz hale getirilerek polise teslim edilirken, eşi Ayşe S. Ankara Numune Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Çiftin evliliklerinde problem olduğu ve Ayşe S’nin eşinden ayrılmak istediği öne sürüldü.

İnsanca yaşamı destekleme derneği genel sekreteri Okşan Öztok Başbakan Recek Tayyip Erdoğan’ın bir sözünü hatırlatarak hükümetten hayat kadınları için Vicdan açılımı istedi……

Son günlerde Kamuoyunda tartışılan, Ermeni, Kürt, Alevi, Roman açılımı gibi tabulaşmış sorunların çözümüne doğru atılan adımları dikkatle takip etmekteyiz.

Başbakanımız R. Tayyib ERDOĞAN 1994 yerel seçimlerinde kapatılan o zamanki Refah Partisi İstanbul Büyükşehir belediye başkan adayı iken, basına da yansıyan binlerce kadının umudu olmuş ve desteklenmiş şu beyanatını hatırlatıyoruz:

Kararlıyım. Genelevler kesinlikle kapatılacak. Çünkü ben öldüğümde arkamdan ‘karı sattırıyordu’, dedirtmem. Ben kadına şöyle, bakıyorum; Yaratıcının cenneti ayaklar altına verdiği bir varlık. Erkeğin ayakları altına sermiyor. Cennetin ayakları altına serildiği o yüce varlığı, nasıl olur da satarız?’

Sayın Başbakanımız, Bu durum evrensel İnsan Haklarına aykırıdır. Bu kadınlar Size oy verdiler.

Bu gün yaşı elliyi aşmış birçok kadın, sırf SGK primini tamamlayıp emekli olup insanca yaşamak adına Genelevlerde torunu yaşlarında çocukların satın alınabilir metası konumumdadır. Bu bir realitedir. Polisiye tedbirler çözümden uzaktır.

Bu kadınlar kendilerini toplumun iffet dalga kıranları olarak değerlendirmektedirler. Sebep her ne olursa olsun bu kadınlar mağdurdur. Pişmandır. Tövbekârdır.

Sayın Başbakanımız, Yukarıda arz ettiğimiz umut olan mesajınızın gereğini yapmak için Ak Parti Hükümetinin yeterli çoğunluğu vardır. Bu vicdani bir tahüttür.

Bu basın açıklamamızın ilk paragrafında ki açılımlarınıza diğer muhalefet partileri tarafından muhalefet edilmektedir. Hayat kadınlarının sorunlarının giderilmesi için yapacağınız açılıma hiçbir vicdan sahibi muhalefet etmeyecektir.

Bu vesile ile sizden Hayat Kadınlarına yönelik ‘ VİCDAN ‘açılımı istiyoruz.

1-Tüm hayat Kadınlarının SGK primlerinin Devlet tarafından karşılanmasını istiyoruz.

2-Çalışma yılına bakılmaksızın bu insanların insani ölçüde geçinebilecekleri emekli maaşına bağlanmasını istiyoruz.

3-Konut sorunu olanların TOKİ aracılığı ile bu sorunlarının giderilmesini istiyoruz.

4-Bu kadınların vesika kayıtlarının imhasını istiyoruz.

5-Ayrıca bu kadınların çocuklarının Asker, Polis ve Devlet memuru olmaları önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz.

Sayın Başbakanımız, Kutsal bir Bayram arifesinde hiçbir vicdan sahibinin hayır demeyeceği bu açılıma sizi çağırıyor, değerli basın aracılığı ile kamuoyuna arz ediyoruz. 25.11.2u009

 

                                                                                                                      OKŞAN ÖZTOK

İNSANCA YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİ

20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Trans Bireyleri Anma Günü

Pembe Hayat’ın düzenlediği etkinlikte LGBTT bireylerin yanı sıra nefret söylemine karşı mücadele eden Aleviler, Kürtler, Ermeniler, Kadınlar, Romanlar, hak savunucuları ve sanatçılar bir araya gelecek. Üç günlük etkinlik 20 Kasım’da başlıyor.

Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği dünyanın her yerinde 20 Kasım’da gerçekleştirilen “Öldürülen Transları Anma Günü”nü için üç günlük program hazırladı.
 
Dernekten Remzi Altunpolat, “Nefret söyleminin ve suçlarının cezalandırılmasıyla ilgili yasal düzenleme istediklerini ve lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel (LGBTT) bireylere yönelik suçlarda haksız tahrik indiriminin uygulanmamasını istediklerini” söylüyor.
 
Rita’dan Dilek, Melek ve Çağla’ya…
20 Kasım 1998′de ABD’li trans Rita Hester‘in öldürülmesinin ardından “Ölümümüzü Hatırlamak” adıyla mumlu nöbet tutuldu. Ardından yapılan çağrıya LGBTT örgütleri ve dünyadaki translar yanıt verdi ve 20 Kasım transfobik nefret nedeniyle öldürülen transseksüelleri anma günü olarak kayıtlara geçti.
Pembe Hayat, ilk kez geçen yıl düzenlediği etkinliğin ikincisinde çerçeveyi genişletiyor.
Altunpolat, “Nefret söylemi ve doğurduğu şiddet sadece LGBTT bireyleri değil, çeşitli etnik, dinsel ve toplumsal grupları da hedef haline getiriyor, mağdur ediyor. Bu nedenle bir oturumda bu topluluklardan katılımcılarla nefreti konuşacağız” diye anlatıyor. “Türkiyeli Ermeni gazeteci Hrant Dink, Rahip Andrea Santoro, Zirve Yayınevi’nde öldürülenler, Türk Solu dergisinin Kürt karşıtı yayınları, Gazze protestolarında yükselen antisemitik söylemi de tartışmak istiyoruz” diyor.
 
Bu amaçla düzenlenecek olan “Irkçılık, Ayrımcılık ve Nefret” panelinin konuşmacılar arasında İnsan Hakları Gündemi Derneği, Demokratik Toplum Partisi (DTP), Alevi Enstitüsü, Romankara ve Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De grubu üyeleri var.
 
Geçtiğimiz bir yıl içinde Pembe Hayat üyesi üç trans; Dilen İnce, Melek P. ve Çağla öldürüldüler. Altunpolat, “20 Kasım’ın dernek üyeleri için bu yıl daha da anlamlı olduğunu” söylüyor.
 
20 Kasım’da yapılacak yürüyüş ve basın açıklamasıyla başlayacak olan üç günlük etkinlikler Petrol-İş sendikasında yapılacak paneller ve müzik dinletisiyle sürecek.
 
Prof. Dr. Melek Göregenli, senarist-yönetmen Zeynep Özcan, İnsan Hakları Gündemi Derneği’nden Hakan Ataman, Alevi Enstitüsü’nden Dr. Ali Murat İrat, Demokratik Toplum Partisi’nden (DTP) Songül Erol Abdil, Romankara’dan Selçuk Karadeniz, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe’den Hüseyin Öntaş, avukat Senem Doğanoğlu, Siyah Pembe Üçgen’den avukat Elif Ceylan Özsoy, İstanbul LGBTT Girişimi’nden Seyhan Arman, bianet’ten Bawer Çakır, MorEl Eskişehir LGBTT Oluşumu’ndan Pelin Dutlu konuşmacılar arasında.
kaosgl.com
pembehayat

travesti ve eşcinsellik

Her gün e-postalar alıyorum sizlerden. Yazım olmadığı günlerde bile. Hayata, insana yaşanmışlıklara dair her şey var gelen postalarda.

Yazmamı istediğiniz birçok konu var. Bu konulardan biri de eşcinsellik. 

Geçtiğimiz gece Okan’ın programında eşcinsellik tartışıldı. İlgimi çekti, ben de düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim. 

Cinsel tercihleri yüzünden insanların itilip kakılmasına, beşinci sınıf insan muamelesine maruz kalmalarına peşinen karşıyım.  

Benim, ailemden birinin ya da evladımın değişik bir cinsel seçimde bulunmamış olması sadece bir şans. Tam tersi de olabilirdi. Öyle olduğunda da ailem beni yok mu sayardı, ya da ben evladımı yok mu saymalıydım?

Son yıllarda yapılan araştırmalar eşcinselliğin yüksek oranla genetiğe bağlı olduğunu ortaya koymakta. Eee? O zaman bu insanları görmezden gelmek, onlara yeryüzündeki fazlalıklar gibi bakmak sizce hak mı? 

Düşünsenize; bir çocuğun, bir gencin kendini karşı cinse yakın hissettiğini keşfettiği ilk anı. O an içinde yaşadığı korkuyu ve paniği? Bu durumu kimseye açamamanın, paylaşamamanın, aradığı sorulara cevap bulamamanın ona getirdiği çaresizliği…. 

Sizce bunlar, sırtlanması kolay bir yük mü? 

Dünyanın her yerinde eşcinseller ve travestiler diğer insanlarla aynı haklara sahipken, bizde niye farklı? 

İş bulamazlar, lokantaya gitseler yer yok diye geri çevrilirler, sokakta yürümeye kalksalar en ağır sözlere maruz kalırlar. 

Ülkede saat başı cinayet işlenir, millet birbirini öldürür gazetede küçük bir haberi çıkar. Ama bunu yapan bir travesti ya da  bir eşcinselse haber direkt manşetten girer: “Katil bir travesti !” 

Pek çoğu da öldürülür, haber yine manşette. Katile sorulur, “Niye öldürdün?” diye… Cevap: “Çünkü travestiydi.” 

Her travesti, kafadan seks işçisidir. Bizler pek namusluyuzdur.  Aramızda hiç fuhuş yapan, para karşılığı birileriyle beraber olanı bulunmaz! 

Eşcinseller nonoştur, travestiler dönme… 

Benim kızdığım, bu insanların topunu aynı sepete koymak.

Bizlerin de çürük olanları var elbette; onların da..

Allah onlara şu hayatta nefes alma imkanını tanıdığına göre, bizim de tanımamız gerekir bence. 

Not: Herkes fikrini yazsın bana. Heteroseksüeli de, travestisi de, eşcinseli de… Cuma günü tartışalım… 

Siz konuyu tartışmaya başlamadan önce, ben arşivimi karıştırdım ve yıllar öncesinden iki ayrı yorum bulup çıkardım. Yorumlardan birincisi, bir okura(*) ait. Diğeri ise amcam Oğuz Aral’ın yorumu.

Bakan Beşir Atalay konuşurken CHPli milletvekilleri pankart açtı, oturuma ara verildi
meclispankart3man

TBMM Genel Kurulunda ”Demokratik Açılım” görüşmelerinde tartışma çıktı. İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın konuşması sırasında, ”AK Parti, Türkiye partisidir, diğer partiler bölge partileridir” demesine tepki gösteren MHP ve CHP’li milletvekilleri sıra kapaklarına vurarak tepki gösterirken, CHP’li milletvekilleri pankart açtı.

”Demokratik Açılım” konusundaki Genel Görüşme önergesinin öngörüşmeleri tartışmalı başladı. Hükümet adına bilgi veren İçişleri Bakanı Atalay, ”AK Parti bu ülkenin her bölgesini ve kesimini temsil eden bir Türkiye partisidir, bu konuda da maalesef rakipsizdir. AK Parti dışındaki tüm partiler bölge partileridir” dedi.

9d6fe056569cbf7908e2a3c2e0ddd4a4_k

Atalay’ın bu sözlerine CHP ve MHP milletvekilleri sıra kapaklarına vurarak tepki gösterdi. CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun ayağa kalkarak söz istemesinin ardından, CHP’li milletvekilleri, üzerinde, ”Atam İzindeyiz”, ”Atam Eserlerine Sahip Çıkacağız’, ”Cumhuriyeti Sen Kurdun Onu Yaşatacak Olan Bizleriz” yazılı pankartlar açtı.

Birleşimi yöneten Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, CHP ve MHP milletvekillerini, ”Burası TBMM’dir, miting alanı değil… Pankartları indiriniz” diye uyardı. İdare amirlerini görevlerini yapmaya davet eden Şahin, CHP’lilere, ”Pankartları indirin ya da dışarı çıkarın” diyerek birleşime ara verdi.

Tartışma, verilen arada da sürdü.
4e37225bf2c4b07f57efeff92d362171_k

İlk Sevgilim Travesti oldu !

Nurgül Yeşilçay’dan çarpıcı açıklamalar

ilk

Nurgül Yeşilçay, Instyle dergisine sanat ve özel hayatı ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu

 Erkeklerin zevk aldığı pek çok filmden zevk almadan sinemadan çıkarım. Gişe filmleri Arog, Gora, Recep İvedik, Güneşi Gördüm, bunların hepsi erkek hikayesini anlatan filmler. Benim gibi kadınların, gençlerin izleyeceği bir film yapmak istedim. Ezel Akay’ın yönettiği Yedi Kocalı Hürmüz pek az yapılan kadın filmlerine iyi bir örnek olacak ve çok izleyicinin ilgisini çekecek.

 Yedi Kocalı Hürmüz’e pek çok kişi acaba nasıl yapmışlar diyerek gidecek. Titanik’in de sonunu hepimiz biliyorduk ama gittik ve izledik. Filmim, canlı görüntüleri, dansları, müzikleri ve birbirinden başarılı oyuncularıyla çok sevilecek.

 İlk erkek arkadaşım travesti olmuştu. Ortaokul veya lisede, çok kısa ve sıkıcı adını vermeyeceğim bir ilişkim olmuştu. Yıllar sonra İzmir’de yürürken arkamdan koşup bana yetişen kadının o olduğunu fark etmiştim.

 Erkek çocuğu annesine çok düşkün, çok aşık oluyor. Kimseden duymadığım romantik sözleri oğlum Nejat’tan duyuyorum, aramızda çok özel bir bağ var.

Çocuktan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. İyi ki de olmuyor. Altını değiştirmek, beslemek, değilmiş asıl olay..

En kötüsü annenizi en iyi anladığınız dönemde onun hayatta olmaması. Fatih Akın’la çalışırken, Almanya’daki çekimlere Nejat’ı bırakıp gittim. Daha 1 yaşını yeni geçmişti. 3. gün ağlama krizine girdim.

Eski Gönderiler »