Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

Bakan Beşir Atalay konuşurken CHPli milletvekilleri pankart açtı, oturuma ara verildi
meclispankart3man

TBMM Genel Kurulunda ”Demokratik Açılım” görüşmelerinde tartışma çıktı. İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın konuşması sırasında, ”AK Parti, Türkiye partisidir, diğer partiler bölge partileridir” demesine tepki gösteren MHP ve CHP’li milletvekilleri sıra kapaklarına vurarak tepki gösterirken, CHP’li milletvekilleri pankart açtı.

”Demokratik Açılım” konusundaki Genel Görüşme önergesinin öngörüşmeleri tartışmalı başladı. Hükümet adına bilgi veren İçişleri Bakanı Atalay, ”AK Parti bu ülkenin her bölgesini ve kesimini temsil eden bir Türkiye partisidir, bu konuda da maalesef rakipsizdir. AK Parti dışındaki tüm partiler bölge partileridir” dedi.

9d6fe056569cbf7908e2a3c2e0ddd4a4_k

Atalay’ın bu sözlerine CHP ve MHP milletvekilleri sıra kapaklarına vurarak tepki gösterdi. CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun ayağa kalkarak söz istemesinin ardından, CHP’li milletvekilleri, üzerinde, ”Atam İzindeyiz”, ”Atam Eserlerine Sahip Çıkacağız’, ”Cumhuriyeti Sen Kurdun Onu Yaşatacak Olan Bizleriz” yazılı pankartlar açtı.

Birleşimi yöneten Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, CHP ve MHP milletvekillerini, ”Burası TBMM’dir, miting alanı değil… Pankartları indiriniz” diye uyardı. İdare amirlerini görevlerini yapmaya davet eden Şahin, CHP’lilere, ”Pankartları indirin ya da dışarı çıkarın” diyerek birleşime ara verdi.

Tartışma, verilen arada da sürdü.
4e37225bf2c4b07f57efeff92d362171_k

İlk Sevgilim Travesti oldu !

Nurgül Yeşilçay’dan çarpıcı açıklamalar

ilk

Nurgül Yeşilçay, Instyle dergisine sanat ve özel hayatı ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu

 Erkeklerin zevk aldığı pek çok filmden zevk almadan sinemadan çıkarım. Gişe filmleri Arog, Gora, Recep İvedik, Güneşi Gördüm, bunların hepsi erkek hikayesini anlatan filmler. Benim gibi kadınların, gençlerin izleyeceği bir film yapmak istedim. Ezel Akay’ın yönettiği Yedi Kocalı Hürmüz pek az yapılan kadın filmlerine iyi bir örnek olacak ve çok izleyicinin ilgisini çekecek.

 Yedi Kocalı Hürmüz’e pek çok kişi acaba nasıl yapmışlar diyerek gidecek. Titanik’in de sonunu hepimiz biliyorduk ama gittik ve izledik. Filmim, canlı görüntüleri, dansları, müzikleri ve birbirinden başarılı oyuncularıyla çok sevilecek.

 İlk erkek arkadaşım travesti olmuştu. Ortaokul veya lisede, çok kısa ve sıkıcı adını vermeyeceğim bir ilişkim olmuştu. Yıllar sonra İzmir’de yürürken arkamdan koşup bana yetişen kadının o olduğunu fark etmiştim.

 Erkek çocuğu annesine çok düşkün, çok aşık oluyor. Kimseden duymadığım romantik sözleri oğlum Nejat’tan duyuyorum, aramızda çok özel bir bağ var.

Çocuktan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. İyi ki de olmuyor. Altını değiştirmek, beslemek, değilmiş asıl olay..

En kötüsü annenizi en iyi anladığınız dönemde onun hayatta olmaması. Fatih Akın’la çalışırken, Almanya’daki çekimlere Nejat’ı bırakıp gittim. Daha 1 yaşını yeni geçmişti. 3. gün ağlama krizine girdim.

Karşılamaya gidenler sadece DTP ya da PKK sempatizanı değildir. AKP’liler de gitti.”

kurtler

Terör örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan, demokratik açılımın “hikaye” olduğunu iddia etti ve “Asıl amaçları PKK’nin tasfiyesidir” dedi.

Öcalan, bundan sonra hiçbir grubun Türkiye’ye gelmeyeceğini açıkladı. Fransa’nın Korsika’ya verdiği hakların güneydoğu sorunu için de uygulanmasını öneren Öcalan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı demokratik açılım konusundaki son tutumu nedeniyle eleştirdi, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın da açılıma yaklaşımını ise övdü.

KORSİKA ÇÖZÜMÜ ÖNERDİ
ANF’nin haberine göre, Öcalan, İmralı’da avukatlarıyla yaptığı haftalık görüşmede, “demokratik açılım”a ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Öcalan, bundan sonra hiçbir grubun Türkiye’ye gelmeyeceğini ifade ederek, Başbakan Erdoğan’ın birkaç rolü birden oynağını iddia etti ve “Ama Kürtler bu golü yemez” dedi. Bu açılım sürecinin geldiği son noktanın yine “Alavere dalavere Kürt Mehmet nöbete” olduğu görüşünü savunan Öcalan, Hükümete “Fransa’nın Korsika’ya tanıdığı hakların Kürtlere tanınması” önerisinde bulundu.

“KARŞILAMAYA AKP’LİLER DE GİTTİ” İDDİASI
Öcalan, Kandilli ve Mahmur kampından gelen 34 kişiyi karşılamaya gidenler arasında AKP’lilerin de bulunduğunu iddia etti. Öcalan, “Bu grupların gelişi Hükümetin gerçek yüzünü, niyetini ortaya çıkarmıştır. Hükümetin planı suya düştü. Oraya gidenler sadece DTP ya da PKK sempatizanı değildir. AKP’liler de gitti. Hükümeti korkutan da budur. Kendi oy kaybından korktu. Ama bu durum öyle oy hesabıyla yürütülecek bir durum değil. Barış ciddiyet ister. Ben, çağrıma uyup gelen bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum. Böylece bana bağlılıklarını göstermişlerdir. Kürt halkı barış iradesini açıkça ortaya koymuştur. Ama buna karşılık Hükümet ciddi yaklaşmamıştır. Bu böyle olmaz. Bir yandan İçişleri Bakanı bir şey diyor, diğer yandan bu şehit aileleri istismar amaçlı Meclis’e giriyorlar, Meclis Başkanı’yla görüşüyorlar, saygısızca konuşuluyor, hakaret ediliyor, terör merör diyorlar. Bu saygısızlıktır” diye konuştu.

AKP SAMİMİ DEĞİL, BARIŞ İSTEMİYOR
AKP’nin açılım sürecinde ciddi olmadığını iddia eden Öcalan, AKP’nin “barış” konusunda samimi olmadığını öne sürdü. Öcalan şöyle konuştu:

“AKP, bu işte ciddi değil. Kasım ayı içinde birşeyler olabilir diyorlar ama göreceğiz. Bunlar bir tek halkı aldatmıyorlar devleti de aldatıyorlar. Günübirlik çıkarlarını düşünen politikacılar devlete de zarar veriyor, devletin itibarı ve saygınlığına gölge düşürüyorlar. Devlet adamlığı ciddiyet ister. Osmanlı’da devlet adamlığı vardı, devlet ciddiyeti vardı, bunlarda o da yok. Barış ciddi iştir, AKP samimi değil, bunların barış istedikleri yok. Bu açılım sürecinin geldiği son nokta yine “Alavere dalavere Kürt Mehmet nöbete”dir. Yine her şeyin günahını Kürtlerin üzerine atmaya çalışıyorlar. Bunların yaklaşımı on beş yaşındaki kızı kandırmaya çalışmaktır. Burada bana bu muameleyi yapmaya çalışıyorlar. Ama sonuç alamazlar. Süreci yeniden değerlendireceğiz falan diyorlar, olmaz böyle. Erdoğan’ı ciddiyete davet ediyorum. Bundan sonra grup da gelmeyecek. Gelmelerine gerek kalmadı.”

ARINÇ’A OLUMLU BULUYORUM
Öcalan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın sürece ilişkin tutumunu olumlu karşıladığını ifade etti ve Erdoğan’ın “Silbaştan yaparız” açıklamasını eleştirerek şöyle devam etti:

“Silbaştan ne demek? Ne yapıyorlarsa yapsınlar. Zaten bunların barış gibi bir niyetleri yok. Bunlar barışta ciddi değil, samimi değil. Bunların tek amacı tasfiyedir. CHP ile MHP’yi de geçelim, bunlar zaten barış istemiyor. Biri ulusalcı faşist diğeri milliyetçi faşist. Bunlar zaten savaş istiyor. Bülent Arınç’ın yaklaşımı biraz daha olumlu gibi görünüyor. Sayın Arınç’a buradan sesleniyorum. Bu AKP’nin yaptığı dine sığmaz, ‘bin yıllık kardeşlik’ diyorlar, kardeşliğe de sığmaz, demokrasiye de sığmaz. Barış süreci oy kaygısıyla yürütülemez. Bunlar hala koltuklarının derdindeler. AKP, samimi değil. Bu barış grubunun gelmesiyle AKP’nin ne yapmaya çalıştığı açıkça ortaya çıkmıştır. Zaten benim grup çağırmamdaki amaç da buydu. Bunlar sözde burada beni kullanarak bu meseleyi kendilerince halledeceklerini hesaplıyorlar. Beni bu amaçla kullanamazlar. Açılım hikaye, asıl amaçları PKK’nin tasfiyesidir.”

ERDOĞAN ÜÇ KURAL İHLALİ YAPIYOR, KÜRTLER BU GOLÜ YEMEZ
Başbakan Erdoğan’ın birkaç rolü birden oynadığını iddia eden Öcalan, “Erdoğan da geçmişte futbol oynamıştı, futbolu iyi bilir. Futbolda oyunun kuralları önceden bellidir, oyunun ortasında kurallar değiştirilmez, değiştirilirse kural ihlali olur. Kürtler oyunda kural ihlali yapmıyor ama Erdoğan oyunun ortasında kendisi üç kural ihlali yapıyor. Bir yandan savunmada oynayacağım diyor, kaleyi koruyorum diyor, işte bunu tek devlet, tek millet, tek bayrak deyip yapıyor, sözde kaleyi savunuyor. Bu birinci kural ihlali. Aynı anda oyun başlamışken bu sefer orta sahada oynayacağım diyor. İkinci kural ihlalini yapıyor. Yine aynı oyunda bu sefer ben ileride oynayacağım, gol atacağım diyor. Bu da üçüncü kural ihlalidir. Oyun böyle oynanmaz. İşte bu açılımla ileride oynayarak Kürtlere gol atmaya çalışıyor. Ama Kürtler bu golü yemez. Diyarbakırlılar futbolla ilgililer, iyi anlarlar” dedi.

DİYARBAKIR UTANSIN
Öcalan, Diyarbakır’daki kız çocuğunun Kürtçe dil eğitimi konusundaki tutumunu da değerlendirirken, “Diyarbakır utansın, Diyarbakır’daki aydınların kanı kaynamıyor, anadilini öğretmek bir küçük kıza kalmış” dedi.

ANKA<!– var tmp; tmp = document.getElementById(“news_content”).getElementsByTagName(“a”); for(i=0; i

Kızına Kürtçe isim koydu

Kızına Kürtçe isim koymak isteyen Kenan Kırkaya’nın isteğine Çankaya Nüfus İdaresi’nden izin geldi.

nufus-cuzdani

Kenan Kırkaya nüfus idaresinde yaşadıklarını şöyle anlattı: “Hêvî umut, Jiyan yaşam demek. Kızıma Kürtçe isim vermek üzere gittim. Eğer olumsuz bir yanıt alsaydım isim kısmını boş bırakacaktım. Çünkü kızımın annesinin de ismi Newruz ama o dönemde, (w) ile yazmamışlar. Nüfus memuruna koymak istediğim ismi söyledim. İlgili memur iki-üç telefon görüşmesi yaptı ve ‘Tamam’ dedi. Kimle konuştu bilmiyorum. Şaşırdım ve çok mutlu oldum. Bu iki harfin bilgisayarda nasıl yapılacağını da ben gösterdim. Kızım annesiyle aynı kaderi yaşamamış oldu.” İçişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, ise Kürtçe alfabede yer alan (w), (q) ve (x) harflerinin nüfus cüzdanlarında yasal değişiklik yapılmadan kullanılmasının mümkün olmadığını söyledi. Aynı yetkili Sadece (a), (I) ve (u) harfleri üzerinde inceltme işareti konulabildiğini, ancak (e) harfi üzerinde inceltmenin kullanılmadığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, hümetin yargıyı ele alamadığı için dokunulmazlıkları kaldırmadığını ileri sürdü.

kilic

Aydın Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda, CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Doğan Grubu’na Cumhuriyet tarihinin en büyük cezasının kesildiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, hiçbir zaman mükellefin özel olmamak kaydıyla 5 yılının incelenemeyeceğini vurguladı.

“Mükellefi yaşatmak gerekiyor” diyen Kılıçdaroğlu, “Vergi elemanları, iktidar partisinin tetikçisi konumuna gelemezler. Eğer gelirlerse orada demokrasiden söz edilemez” dedi.Medya patronlarının kamu hizmeti yaptıklarını belirten CHP Grup Başkan Vekili Kemal Kılıçdaroğlu, “Medya patronları sadece kendileri için değil, aynı zamanda kamu için de çalışırlar. Halkın doğru ve objektif bilgi edinmesi için emek ve çaba harcarlar. Medya halkın sesi ve kulağıdır. Şimdi medyaya baktığımız zaman, AKP iktidarı iktidara gelmeden önce yandaş medya diye bir kavram yoktu. Şimdi yandaş medya diye bir kavram var. Neden yandaş medya? Çünkü, Başbakan ne derse, doğrudur demeye koşullanmış bir grup medyamız var. Ne yaparsa yapsın. Her şeyde, başbakan haklıdır. Yandaş medya, Başbakanı koşulsuz destekliyor” diye konuştu.`

YARGIYI ELE GEÇİRİNCE DOKUNULMAZLIKLARI KALDIRIRLAR

Hükümetin yargı organlarını tam olarak ele alamadığı için dokunmazlıkları kaldırmadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, “Başbakan 2002 yılında seçimlere gidilirken, kim kazanırsa dokunulmazlıkları kaldıracaklarını söylüyordu. Ancak, seçimleri kazandıktan sonra `Dokunulmazlıklar biraz beklesin’ dedi. Dokunulmazlıkları ancak yargıyı ele geçirdikten sonra kaldırırlar. Bu anlayış Türkiye’de sağlıklı bir demokrasinin oluşmasındaki, en ciddi engeldir” dedi.

İKİ ELİM EMEKLİNİN YAKASINDA OLACAK

Hükümetin sağlık politikalarını da eleştiren Kılıçdaroğlu şunları söyledi:”Bu yasa geçen yasama döneminde konuşulduğu sıralarda, en büyük tepkiyi biz gösterdik. Emeklilerin perişan olacaklarını söyleyerek, CHP olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni terkettik. O zamanlarda AKP’nin oyu yüzde 34′tü, seçimlerden sonra AKP’nin oyu yüzde 47′lere çıktı. Şimdi hal böyleyken ben emeklilere mi inanayım, yoksa kendi söylediğime mi? Emekli vatandaşlarımız tek bir partiyi, tek başına iktidar yapabilecek güce sahipler. Türkiye’de bulunan 9 milyon emekli vatandaşımız, hem ağlıyorlar hem de seçim zamanı gelince oylarını AKP’ye veriyorlar. Bu emeklilerin düşüncesini çözemedim. Kendi hakkına sahip çıkmayan, ülkesine asla sahip çıkamaz. Önümüzdeki seçimlerde iki elimde, emekliklerin yakasında olacak.”Terör örgütünün koşulsuz silah bırakması gerektiğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, “Teröristlerin, Türk adaletine teslim olmalarını istiyoruz. Bu ülkede terörün bitmesini istiyoruz. Hepsi gelip, teslim olsun, silahlarını bıraksın” dedi.Yüz binlerce çocuğun yataklarına aç girdiğini de ileri süren Kılıçdaroğlu, “Bunun vebali Başbakan Erdoğan ve kabinedeki onun bakanlarınındır. Bizim bunun hesabını sormamız gerekir. Kimse hakkını aramaktan çekinmesin” diye konuştu.

Ergenekon davasında 3 tahliye

1. Ergenekon Davası’na bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’den tahliye kararı.

ergenekonsilivri

Birinci ”Ergenekon” Davası’nda tutuklu sanıklar Erol Ölmez, Kahraman Şahin ve Ümit Oğuztan’ın tahliyesine karar verildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, verilen aranın ardından, 5 ve 8 Ekim tarihlerindeki duruşmalarda yapılan taleplere ilişkin aldıkları kararları açıkladı.

Başkan Şengün, dosya kapsamı, tutuklulukta geçirilen süre, delil durumu dikkate alınarak sanıklardan Erol Ölmez, Kahraman Şahin ve Ümit Oğuztan’ın tahliyelerine karar verdiklerini belirtti.

Şengün, bu sanıklar hakkında yurt dışı çıkış yasağı konulduğunu bildirdi.
gerçekgündem

Ankara’da ”transseksüelliğin ruhsal bozukluklar arasinda sayilmasi” protesto edildi. Protestocular, ”Transseksüel açilimi istiyoruz” dövizleri taşidi.

gamze2

ANKARA – Yüksel Caddesi’ndeki Özgürlük Aniti önünde toplanan ve ”Transseksüel açilimi istiyoruz”, ”Hasta değil travestiyiz” yazili dövizler taşiyan gruptakiler, bir süre sloganlar atti.

Grup adina yapilan açiklamada, Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 1973 yilinda, Dünya Sağlik Örgütünün de 1990 yilinda eşcinselliğin ruhsal bozukluklar listesinden çikarilmasina karar verdiği ancak transseksüelliğin hala ruhsal bozukluk kategorisinde değerlendirildiği belirtildi.

Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 2012′de, Dünya Sağlik Örgütünün ise 2014′de ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçireceği ifade edilen açiklamada, bu nedenle dünyanin bir çok ülkesindeki eşcinsel örgütlerinin bu tarihlere kadar eylemler düzenleyeceği bildirildi.

Türkiye’de eşcinsel bireylerin hayatin her alaninda şiddet ve ayrimcilikla karşilaştiği ifade edilen açiklamada, şunlar kaydedildi: ”Insanlari varoluşlari yüzünden ayiran, baskilayan, ötekileştiren özel ve kamusal alandan dişlayan ve en temelde transfobiyi yaratan ve besleyen heteroseksist erkek egemen sistemin kendisi hastaliklidir. Sistem, bizleri sağlikli ya da sağliksiz bulmaya hakki olduğunu düşünmektedir. Bunu reddediyor ve eşitsizliklerin ortadan kaldirilmasini talep ediyoruz.”ANKARA – Yüksel Caddesi’ndeki Özgürlük Aniti önünde toplanan ve ”Transseksüel açilimi istiyoruz”, ”Hasta değil travestiyiz” yazili dövizler taşiyan gruptakiler, bir süre sloganlar atti.

 

Grup adina yapilan açiklamada, Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 1973 yilinda, Dünya Sağlik Örgütünün de 1990 yilinda eşcinselliğin ruhsal bozukluklar listesinden çikarilmasina karar verdiği ancak transseksüelliğin hala ruhsal bozukluk kategorisinde değerlendirildiği belirtildi.

Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 2012′de, Dünya Sağlik Örgütünün ise 2014′de ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçireceği ifade edilen açiklamada, bu nedenle dünyanin bir çok ülkesindeki eşcinsel örgütlerinin bu tarihlere kadar eylemler düzenleyeceği bildirildi.

Türkiye’de eşcinsel bireylerin hayatin her alaninda şiddet ve ayrimcilikla karşilaştiği ifade edilen açiklamada, şunlar kaydedildi: ”Insanlari varoluşlari yüzünden ayiran, baskilayan, ötekileştiren özel ve kamusal alandan dişlayan ve en temelde transfobiyi yaratan ve besleyen heteroseksist erkek egemen sistemin kendisi hastaliklidir. Sistem, bizleri sağlikli ya da sağliksiz bulmaya hakki olduğunu düşünmektedir. Bunu reddediyor ve eşitsizliklerin ortadan kaldirilmasini talep ediyoruz.”

4 yaşındayken ailesine “Ben bir kızım” demiş!

onann

Josie Romero 8 yaşında bir çocuk. Ama o diğer çocuklardan çok farklı. Nedeni ise bu yaşta cinsiyet değiştirmesi. ABD’de 8 yaşındaki bir çocuğun cinsiyet değiştirip değiştirmemesi büyük bir tartışma konusu olurken, Josieh’nin ailesi hikayelerini basın mensuplarına anlattı.

Joise, daha çok küçükken erkeklerin beğendiği renkleri beğenmiyordu ve pembe renkli herşeye bayılıyordu. Kız çocuklarının saç örgülerini ise çok seviyordu. Zaman geçti ve Josie 4 yaşındayken ailesini şoke eden açıklamayı yaptı: “Ben bir kızım”

Josie’nin annesi Vanessia, Daily Mail’e verdiği demeçte, Josie’nin kendilerine “Ben bir kızım” açıklamasını yaptıktan sonra şoke olduklarını söylerken, Josie’ye 6 yaşında çift cinsiyetli olduğu teşhisinin konulduğunu belirtti. Anne Vanessia, bu olayı kabullenmenin başlarda zor olduğunu kaydederken, eşinin başlarda çok üzüldüğünü de dile getirdi. Vanessia, Josie’nin en favori oyununun kendi şal ve eşarplarını etek haline çevirip giymek olduğunu ifade ederken, “Babası artık onunla koşmaya gidemeyecek” dedi.

Daily Mail

Tayyip fıkrası alkışlandı

Kılıçdaroğlu’nun Başbakan Erdoğan’la ilgili anlattığı fıkra salondakileri kahkahaya boğdu.

tayyip-fikrasi

Burdur’daki ’Fakir Baykurt Kültür Sanat Günleri’ etkinliklerine katılan CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Yardımcısı Arınç’ın ’Baykal insanları korkutuyor. Grup toplantılarında dövecek gibi konuşuyor’ açıklamalarına yanıt verdi. kılıçdaroğlu: “Kimsenin kimseyi korkuttuğu yok, CHP açısından söylüyorum. Ama AKP’nin Türkiye’yi bir ‘korku imparatorluğuna’ çevirdiğini herkes biliyor. İnsanlar özgürce telefonda konuşabiliyorlar mı? Yargıçların telefonları dinleniyor mu, dinlenmiyor mu? Korku imparatorluğunu yaratan iktidarın parçası olanlar bunu görmüyorlarsa doğal olarak başkalarına saldıracaklardır” dedi.

Ak parti’ye oy veren emeklileri de eleştiren Kılıçdaroğlu, “AKP’nin oyu yüzde 34’tü, yüzde 47’ye çıktı. Bunun adı akıl tutulmasıdır. Demek emeklimiz yaz tatillerini Kanarya adalarında geçiriyor ki, AKP’ye oy veriyor” diye konuştu.

Fıkra kahkahaya boğdu

Kılıçdaroğlu’nun Başbakan Erdoğan’la ilgili anlattığı fıkra ise salonda bulunanları kahkahaya boğdu:

“Tayyip Erdoğan, İsviçre’ye gidiyor. İsviçre Başbakanı kendisine bakanlarını tanıtıyor. ’Başbakanım diyor işte bu bizim Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız, bu Sağlık Bakanı, bu Denizcilik Bakanı’. Tayyip diyor ki, ’Nasıl olur burada deniz yok ki, nasıl Denizcilik Bakanı olur?’ Bunun üzerine İsviçre Başbakanı da ’Sayın Başbakanım sizde de Adalet yok ama Adalet Bakanı var’ diyor.”

tay

Ankaraspor önceki gün resmen ligden düşürüldü. Nedeni ise “bir ligde aynı güç tarafından iki takımın yönetilemeyeceği” şeklinde açıklandı.

Peki gerçek sebep bu mu? Ankaraspor ardından dönen siyasi oyunlar neler?

Tüm bu soruların cevaplarını Güneş Yazarı ve Turktime Yönetim Kurulu Başkanı Talat Atilla dün akşam Flash Tv Anahaber’de açıkladı. Talat Atilla Ankaraspor’un ligden düşürüleceğini bu olaylar hiç gündemde yokken yazmıştı.

ANKARASPOR NEDEN DÜŞÜRÜLDÜ?

Atilla’ya göre bazı vekiller Tayyip Erdoğan’a “Gökçek başbakanlığa oynuyor, lojistik destek yapıyor” diye uyarıda bulunuyorlar. Sonrasında ise Federasyon Ankaraspor’u ligden düşürme kararını veriyor.  

PATRONA DUYURALIM

Talat Atilla’nın iddiaları şöyle:

“Ramazan ayında Filistin Caddesi’nde bir başbakan yardımcısı birkaç milletvekili ile bir araya geldi. Burada Melih Gökçek’in fırsat bulursa başbakanlığa oynayacağı ve bunun için lojistik destek yaptığı konuşuldu. Bu olayı patrona (Tayyip Erdoğan) duyurmaya karar verdiler. Hemen kısa bir süre sonra Federasyon malum kararı verdi. Dün de tamamen düşürüldü.

GÖKÇEK SİZİNLE (ERDOĞAN’LA) YARIŞIYOR

Erdoğan’a önemli bir milletvekili; “İstanbul’da İstanbul Büyükşehirspor, bir de Kasımpaşa spor var. Burada bir Ankaraspor vardı, bir de Ankaragücü eklendi. Her şeyiyle sizinle yarışıyor” şeklinde bir görüş beyan etmiş. Tüm bunların toplamına bakarsak burada bir siyasi iade olduğu açık… Zaten siyasi irade olduğunu bizzat Melih Gökçek söylüyor. Türkiye’de de siyasi iradenin ne olduğu ortadadır.”

GÖKÇEK AKP BAŞKANLIĞINA VE BAŞBAKANLIĞA OYNUYOR

Atila sözlerine şöyle devam etti:

“Gökçek’in bir niyeti var mı yok mu o ayrı konu ama Ankara’da konuşulan, Başbakan’a iletilen, altı çizilen nokta Gökçek’in uygun bir zeminde AKP Genel Başkanlığına, başbakanlığa oynadığı, AKP’nin kapatma ihtimali olursa Gökçek’in etkisi altında bulunan 40-50 milletvekili ile bir yapılanmanın tezahür edeceği

Eski Gönderiler »