Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

           “Tiyatro Kılçık” “TERAPİ” adını verdikleri gösteri ile ilk Ankara turnesinde seyircisiyle buluşacak. Cenk Tunalı ve Sinan Çalışkanoğlu’nun paylaştığı “TERAPİ” gösterisi 27 Şubat  Pazar günü saat:15:30 ve 20:30 ’da Ertan Gösteri Merkezi-Ankara’da sahnelenecektir. Ertan Gösteri Merkezi’nde sergilenecek olan gösterinin biletleri Ertan Gösteri Merkezi ve mybiletten temin edilebilir. Terapiye ve gülmeye ihtiyacı olan herkes bu oyuna gelmeli.

TERAPİ Hakkında Bilgi

         Gün içinde yaşadığımız kafamızı kurcalayan olaylar ve insanlar acaba sadece bize mi denk geliyor? Yoksa herkes yaşıyor, görüyor da sadece bize mi batıyor? Batmakla kalmıyor çok da komik görünüyor…

            İşte “TERAPİ” adını verdiğimiz gösteri tamamen bu meraktan çıktı. Bu insanlar ve olaylar bizim dışımızda birilerine de denk geliyor mu? Yoksa bizde bir anormallik mi var? Çok normal olmadığımız kesin ama en azından yalnız mıyız değil miyiz? Bizim gibi birileri de var mı? Başından sonuna kadar anlattığımız ve her gün daha da biriken hikayelerimize gülen birileri olursa biraz da olsa normal olduğumuzu düşüneceğiz. Yok eğer az biraz gülünmezse gidip en yakın ruh ve sinir hastalıkları hastanesine teslim olacağız..Bu yüzdendir ki gösterimizin adı “TERAPİ”..Gülmenin en iyi tedavi olduğunu düşünerek bu ismi koyduğumuz gösterimizin size ve bize iyi gelmesi dileğiyle..Hepimize geçmiş olsun…

http://www.tiyatrokilcik.com

Rezervasyon ve Bilet Temini

0312 212 32 31- 0532 393 83 55 – 0537 290 83 63 ‘den bilgi alabilir rezervasyon yaptırabilirsiniz ve http://www.mybilet.com/ ‘dan bilet satın alabilirsiniz

Ertan Gösteri Merkezi Adres: Alparslan Türkeş Caddesi No: 31 Beştepe ANKARA

http://www.sahnesanat.com/

 

Gölbaşı’nda çalıştığı işyeri sahibinin evini soyan hırzıslardan birisi tutuklandı.

Alınan bilgilere göre Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde Ahmet B. (29),İsrafil A. (23) ve Önder D. (24) işverenleri Öztürk Y’nin evinin yedek anahtarını yaptırarak soydular.
Evden 2 adet dizüstü bilgisayar ve 1 adet masaüstü bilgisayar ve 1 tane LCD televizyon çaldılar. Emniyet yetkilileri hırsızlardan Önder D’nin yedek anahtarı patronunun evine malzame götürdüğü bir anda çıkartıp bu sayede soygunu yaptıklarını belirtti. Ahmet B. çıkarıldığı mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken Önder D tutuklandı. İsrafil A. ise polis tarafından hala aranıyor.

Başkentte meydana gelen trafik kazasında 2 polis memuru şehit oldu, 5 kişi yaralandı.

Alınan bilgiye göre, sürücüsünün kimliği henüz belirlenemeyen 06 EZ 849 plakalı otomobil, Eskişehir yolu Ümitköy Köprüsü altında kontrolden çıkarak önce kaldırıma çarptı. Savrulan otomobil, daha sonra burada uygulama yapan Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı asayiş ekibinin aracına ve 06 TZF 88 plakalı otomobildekileri sorgulayan polis memurları Hilmi Özden ile Bülent Onay’a çarptı. Araç, 06 TZF 88 plakalı otomobile de çarptıktan sonra devrildi.

Polis memurları Özden ile Onay olay yerinde şehit oldu. Otomobillerde bulunan Onur Yıldırım, Seda Aktaş ve kimliği henüz öğrenilemeyen 3 kişi yaralandı.

Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ve Ankara Numune Hastanesinde tedaviye alınan yaralılardan Onur Yıldırım’ın durumunun ağır olduğu öğrenildi.

Kazanın ardından Ankara Emniyet Müdürü Zeki Çatalkaya, olay yerine gelerek bilgi aldı.

Çatalkaya, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, iki memurun bir otomobili durdurup sorgulama yaptıkları sırada başka bir otomobilin gelerek onlara çarptığını ve arkadaşlarının olay yerinde şehit olduğunu söyledi.

Bu arada, kaza yerine gelen polisler, arkadaşlarının öldüğünü görünce göz yaşlarını tutamadı. Özden ve Onay’ın cesedi, arkadaşlarının yardımıyla tabutlara konularak kaldırıldı.

Kadın kıyafetleri giymekten hoşlanıyorum” itirafından sonra karısı onu terk etmemiş. Ona yasak da koymamış. Yeni bir kız arkadaş kazandı diye sevinip durumun eğlenceli yanlarını görmeye çalışmış

İki hafta önce yaptığım, gündüzleri işinde erkek, geceleri evinde kadın kılığında dolaşmayı seven crossdresser (CD) Endam röportajından sonra pek çok CD’den e-posta aldım. Çoğu evli ve çocuklu olduğunu, fırsat buldukça evde kadın kıyafetleri giymekten çok hoşlandığını söylüyordu. Karıları da durumu biliyordu. Kabullenmişlerdi. Ancak hiçbiri söyleşiye yanaşmıyordu. Ta ki beni Merve arayana kadar. Merve’nin 15 yıldır evli olduğu, çocuklarının babası 60 yaşındaki
bilim adamı Bülent de bir CD’ydi. Yaprak bunu bile bile onunla evlenmişti. Bunun ağlanacak, sızlanacak bir şey olmadığını, aksine hayatına bir renk kattığını söylüyordu. Ve röportaj vermek istiyordu. Ben de bu hikayeyi dinlemek…
Ama önce bir şartı vardı, tanışıp biraz muhabbet etmek. Bir kafede buluştuk. 40’ında, iki üniversite bitirmiş, entelektüel, şehirli, sade giyinmiş hoş bir kadındı. Özel bir şirkette yöneticiydi. “Kocanızla da konuşsam. Hatta kadın kıyafetleriyle yan yana poz verseniz şahane olur” dediğimde şansını deneyeceğini biliyordum. Yanılmadım. Birkaç gün sonra aradı, randevu saatini ve yerini söyledi. Kocasını da ikna etmişti.
Röportaj günü kapıyı bana o açtı. Bu benim birkaç gün önce tanıştığım Merve olamazdı! Tanımakta zorlandım. Sarı peruk, kırmızı ruj, mini elbise ve apartman topuk ayakkabılarla ikinci kimliği Yaprak’tı şimdi.
Merve’nin (Yaprak) kocası Bülent de CD hali Ebru olarak duruyordu karşımda.
Sorularımı cevaplarken ve poz verirken
Merve (Yaprak) ve Bülent -CD adıyla Ebru- karı koca gibi değil, iki yakın kız arkadaş gibiydiler.
İki saatten fazla konuştuk. Ancak söylemeliyim, kimliklerini ele verecek bazı bilgileri değiştirdim. Gerçek isimlerini de. Ebru ve Yaprak ise onların gerçekten ikinci kimlikleri için seçtikleri isimlerdi, onlara dokunmadım. 
Bir kadının CD bir erkekle nasıl evli kaldığı, hatta ondan nasıl iki çocuk yaptığını aklınız almıyorsa belki bu röportaj onu anlamanızı sağlayabilir. 

Ebru: “Ben bilim adamıyım. Kadın olmak benim için bir deney”
Kadın kıyafetleri giymekten hoşlandığınızın farkına ne zaman vardınız?
Herhalde 9 yaşında falandım. Kız kardeşimin iç çamaşırlarını, elbiselerini giyiyordum gizli gizli. Özenme denen olay aile içinde başladı yani. Ben 1-2 yaşındayken annemin kucağından inmek zorunda kalmışım çünkü kız kardeşim doğmuş. Önceleri benim kurulduğum kucak onun olmuş. Ben de benden daha değerli biri diye kucağa çıkan kız kardeşime özenip giymişim onun kıyafetlerini. Bu psikologların kanaati. Ergenlikte diğer erkekler gibi kızlarla çıkmaya başladım ve Bülent olarak normal bir yaşamım oldu. Ancak Ebru hep gizli tarafım olarak kaldı. İlk kez üniversitede Ebru olarak dışarı çıkmaya başladım. O da sadece geceleri el ayak çekildikten sonra, yolda kimse rahatsız etmesin diye… 

Üniversiteden sonra ilk evliliğinizi yapmışsınız. İlk karınızın tepkisi ikincisinden farklıymış…
İlk eşimle bu sırrımı paylaştığımda “Ben bunu kabul edemem” cevabını aldım. 3-4 sene Ebru olarak dışarı çıkamayınca patladım sonunda. Eşim tatildeyken içimdeki baskıya daha fazla dayanamadım ve kadın kıyafetleriyle gezdim. Karım gelince anladı tabii. Kılları almışım, kaymak gibi olmuşum. Kıyameti kopardı. 

Evliliğinizin bitme nedeni bu muydu?
Hayır. Tarafların artık birbirlerine verecekleri bir şey kalmamıştı. İkimiz de birbirimizi tüketmiştik, tabii ilişkimizi de. Başkasıyla yeni bir ilişki her ikimize de yeni şeyler katacaktı. Ayrıldık ama hâlâ arkadaşız. 

CD olduğunuzu ilk öğrendiğinde ikinci karınız Merve (Yaprak) hanım beklediğiniz tepkiyi vermemiş. “Sana ayak uydururum” demiş. Şaşırtmadı mı sizi?
Şaşırttı. Garipsemesini, karşı çıkmasını beklerken tersi oldu. Daha eğlenceli, daha farklı, daha renkli bir kocası olduğunu düşündü. Yurtdışında da durum böyle. Profesörler, hakimler, doktorlar ve daha pek çok saygın meslek sahibi insan crossdresser olarak dışarı çıkıyor. Birçoğu evli. Ayrılıp kadın olarak yaşayan da var.

“Yaşlı teyze bana bakıp ‘Tövbe estağfurullah’ deyince ağrıma gitti”

Sizin böyle bir isteğiniz var mı?
Ben tercihimi şöyle açıklayayım… Ben bilim adamıyım, araştırmacıyım. Kadın olarak yaşamak benim için bir yaşam deneyi. İçimdeki kadını hissetmek, anlamak istiyorum. Duygusunu, tınısını, toplum içindeki durumunu, karşılaştığı sorunları yaşayarak gözlemlemek istiyorum. Bu cinsel bir olay değil, cinsiyet kimliği olayı. İki kimlik barındırıyorum içimde. Erkekliğimden de memnunum ayrıca. 

Ebru olarak geceleri dışarı çıktığınızda sizi travesti ya da transseksüel mi sanıyorlar?
60 yaşımdayım. Üniversitede okurken Ebru halimle dışarı çıktığımda o zaman Türkiye’de travesti ya da transseksüel diye bir olgu yoktu. Beni kadın sanırlardı. Şimdi durum değişti. Travesti ya da transseksüel olduğumu düşünen olabilir. Ama 60 küsur yaşındayım. Konduramayan çoktur. Geçenlerde caddede Ebru olarak vitrine bakarken bir yaşlı kadın yanıma gelip “Tövbe estağfurullah” dedi. Çok ağrıma gitti. O yaştaki bir insanı üzmüş olduğuma inanamadım. Bu yüzden kafeye ya da sinemaya gitmiyorum. İnsanlar benden rahatsız olmasın diye. Ebru’yken bir arkadaş çevrem olsa onların arasında daha az dikkat çekerim. Hem böylece kadınların hayatta karşılaştıklarını rahatça gözlemleyebilirim. 

“Ebru olarak maniküre gittim ama randevu alıp gelmemi istediler”

Siz kadın kıyafetleriyle gündüz de çıkıyorsunuz…
Evet, bakkala gidiyorum. Kuaföre maniküre de gittim. Ama diğer müşteriler rahatsız olur diye randevulu gelmemi istediler. Sokakta da geziyorum. Ben Ebru olarak çıktığımda sesimi değiştirmiyorum, sesim Bülent, dış görünüşüm Ebru. Bir dükkana girdiğimde bana “Abi” dediklerinde kızıyorum. “Oğlum abiye benzeyen bir halim mi var?” diye soruyorum. Ya hanımefendi ya abla demesi lazım.

Karınız, sizinle yaşamının bir zenginlik olduğunu göstermek için röportaj verdiğini söylüyor. Peki siz neden verdiniz bu röportajı?
Kadın ve erkek çağımızda giderek yabancılaşıyor, birbirinden uzaklaşıyor, rakip hatta hasım haline geliyor. Birbirine el uzatmıyor, sevgiden, kırılmaktan, ezilmekten, reddedilmekten, kaybetmekten korkuyor. Her şey korku üzerine kuruluyor, sevgi değil. Sevgiyi bilmeden, tatmadan, vermeden yaşıyor insan. Hep kalıplar içinde sıkışıp boğuluyor ilişkiler. Halbuki sevginin koşulu, kuralı, kalıbı, raconu yok… Yaşam kalıplara sığmayacak kadar değerli.
Erkek ile kadının arasında büyüyen uçurumu bir nebze olsun kapatabilmeye yardımcı olsun diye verdim bu röportajı. İki cinsin birlikte bir yaşam kurabilmeleri için en önemli şeyin karşılıklı anlayış, sevgi ve saygı olduğunu göstermek istedim. Bu üç temel direk varsa gerisi üstüne inşa edilir. Sonuçta yaşam birbirini anlamak demektir. 

“Ayakkabılarım karımınkilerden fazla, 40 çift kadın ayakkabım var”
Karınızın gardırobundan hiç kıyafet aşırdınız mı?
Bazen iç çamaşırlarını ödünç alıyorum. Onda görüp de çok beğendiğim bir elbisenin gidip farklı bedenini ya da rengini aldığım oluyor. Geçenlerde yeni aldığım ama üzerime olmayan sıfır kilometre elbiselerimi karıma verdim mesela. Onları giyince arkadaşları çok beğenmiş ve “Sen kiminle alışverişe çıkıp da bunları aldın Allah aşkına?” demiş. Karım işine uygun giyinir, ben ona neyin yakışacağını ondan daha iyi bilirim. Ona alışveriş yaparım. O da bana. Mağazaya girip beğendiklerimi seçiyorum. Deneme şansım olmadığı için ona denettiriyorum. Onun üzerinde görüp beğenirsem satın alıyorum. Ona satın aldığım ama sonra çok beğenip kendime de yakıştırdığım gece kıyafetlerine el koymuşluğum vardır. Ayakkabılarım karımdan fazla,  40 çift kadın ayakkabım var.

Yaprak: “Bülent kocam, Ebru kumam”
Niye beni aradınız? Kocanızın sırrını bunca yıldır kimseye anlatamamak mı tak etti canınıza?
Enteresan bir hikayem olduğunu biliyorum. Aslında ben bunun kitabını yazmak istiyordum. Ama internette gördüğüm “My Husband Betty / Kocam Betty” kitabı beni hayal kırıklığına uğrattı. Benimle aynı durumdaki bir kadın çoktan bunu kitaplaştırmıştı bile. Senin CD röportajını okuduktan sonra “Bizim de böyle bir hikayemiz var” demek istedim. Bunu ilk andan itibaren seve seve kabul ettiğimi, bunu bile bile evlendiğimi, CD olan bir adamdan çocuklarım olduğunu… Kadınlara, kocanızı yatak odanızda siyah dantelli külotla dolaşırken yakaladığınızda panik olmayın demek istedim. Bu dünyanın sonu değil. 

Bir kadın bunu nasıl kabul eder? “Çok âşık olmak” bir neden midir?
Onu sevdim, âşık oldum. Belki benim başıma gelmeden önce bizimkine benzer bir duruma “Tamam” diyen bir kız arkadaşıma “Ne manyak vah vah” tepkisi verebilirdim. Kendi başıma gelince “So what? / Ee ne olmuş?” dedim. Bülent benimle bunu ilk paylaştığı andan itibaren de bunun hayatıma çok büyük zenginlik katabileceğini düşündüm. Aynı evde kocam, kumam ve ben. Düşünsenize… Bülent kocam, Ebru kumam. Ebru en iyi kız arkadaşım hatta kız kardeşim gibi. Nesi kötü bunun?

“Çocuklar olmasa peruğu atıp gerçek adımı açıklardım”

İkisi aynı kişi ama!
Güzelliği de orada. Bülent ve Ebru benim için iki ayrı kimlik. İki ayrı kişi değil, kişilik hiç değil. Kişilik tek. Ben bunu bir kişilik bölünmesi gibi de görmüyorum. Bülent ve Ebru aynı kişi. Biri madalyonun bu yüzü diğeri de öteki yüzü. Ve ben her iki yüzü de seviyorum. Her ikisine de saygı duyuyorum. Her ikisiyle de zaman geçirmekten keyif alıyorum. Ebru ve Bülent, aynı entelektüel kişi, aynı esprili kişi, aynı anlayışlı kişi. Ama kimlikleri farklı. Ancak evde ve iş yerinde farklı maskeler takan insanlar gibi değil, her ikisi de samimi, içten ve dürüst. Bazen kız arkadaşım Ebru, bazen kocam Bülent olarak karşıma çıkıyor. O yüzden zenginlik…  Bunu kabullenmenin ve bununla yaşamanın utanılacak bir şey olduğuna inanmıyorum. 

Öyleyse neden gerçek adınızı saklıyorsunuz?
Çocuklar nedeniyle. Onların geleceği açısından. Yoksa gerçek adımı da açıklardım, şu an kafamda duran peruğu da çıkarıp atardım. Toplum içinde etiketlenmek istemediğim için tüm bu önlemler. Kimliğimizi gizlemeden, kocamın CD hali ile sosyalleşebilsek çok daha güzel olurdu her şey. Ancak çocuklarım zarar görsün istemiyorum. 

“Olanı olduğu gibi kabul ettim, mutluluğun yolu bu çünkü”

İlk duyduğunuzda hiç mi şoke olmadınız? Çoğu kadın “Neden ben?” diye hüngür hüngür ağlar.
Şaşırdım tabii ama onu anlamaya çalıştım. İnternette CD’ler üzerine yazılar okudum. Ağlayıp sızlamadım. Bana dürüst davrandığı için mutlu bile oldum. Bana iğrenç ya da garip gelmedi durum. Bir travma da yaşamadım. Bu, kocamın Fenerbahçeli olması gibi bir şey ya da gözlerinin kahverengi olması gibi… Onun bir kimliği, kimlik özelliği. Duygusal olarak beni yaralayacak bir şey yok ortada. Üstelik benden bağımsız bir durum. Bunu başka türlü görmeyi, buna farklı anlamlar yüklemeyi doğru bulmuyorum. Benim durumumda olan başka kadınlar olabilir ama en mühimi bununla nasıl yüzleştiğin… Olanı olduğu gibi kabul etmek hayatta herkesi en mutlu eden şeydir. Ben de bunu yaptım. 

“İstemeseydim, yanımda kadın kıyafetleri giymeyecekti”
Kocanız size CD olduğunun itirafını ilişkinizin başında mı ortalarında mı yaptı?
En başlarında. İlk karısından boşanmıştı. Birlikte olmaya başlamıştık. Sonra aynı eve taşındık. Eski evinden gelen eşyaların arasında manikür seti, pareo ve bir kadın kemeri görünce anlam veremedim. Herhalde eski karısının eşyaları karıştı araya dedim. Üzerinde de durmadım. Bir gün ben makyaj yaparken, “Öyle yapılmaz, dur göstereyim” dedi. Yaptı da çok güzel. Sonra “İstersen sen de bana yap, öğrenmiş misin bakalım” dedi. Yaptık, gülüp eğlendik. Ardından ona makyaj yapmamdan gocunmadığını, kıllarını bile alabileceğimi söyledi. Onu da yaptım. Bir-iki gün sonra yataktayken geldi itiraf. “Ben bir CD’yim” dedi. Crossdresser’ın mânâsını açıkladı. İstemezsem benim yanımda kadın kıyafetleri giymekten kaçınacağını ekledi. İlk karısı biliyormuş ama kadın kıyafetleri giydiğinde kıyameti koparıyormuş. Bense kadın kıyafetleri giymesinin benim için bir sakıncası olmadığını söyledim. Kocamla üzerinde erkek kıyafetleri varken de kadın kıyafetleri varken de seviştik. Birlikte tatile de çıktık.

Ebru ve Merve olarak, kız kıza mı?
Evden karı-koca olarak çıktık. Bülent’in bavulunda kadın kıyafetleri vardı. Bir benzin istasyonunda durduk. O vücudundaki kılları jiletle aldı tuvalette. Kadın kıyafetlerini giymiş halde ayrıldık istasyondan. Ben de kendime yeni kimlik yarattım: Yaprak. Peruk falan da taktım.

O halinizi hayal bile edemiyorum!
Susan Sarandon ve Geena Davis’in oynadığı “Thelma ve Louise” gibiydik. Rüzgarda eşarplarımız uçuşuyordu arabada giderken. Bavullar açılınca birbirimize girdik ama!

“Kocam çok güzel makyaj yapar. Göz makyajını bana o öğretti”

Niye?
Ebru yanına halka küpesini almamıştı. Benimkini takmak istedi. “Hayır, ben takacağım kavgası” çıktı aramızda. Onun bavulunda başka eksiklikler de vardı. “Aa ben mini etek almamışım” falan diyordu.

Aranızda kadınlarınki gibi kıskançlıklar da yaşanıyordu yani?
Tabii ki. Çok güzel makyaj yapar. Bende o kabiliyet yok. Kıskanıyorum. Göz makyajı yapmayı bana o öğretti dedim ya. Renkleri karıştırmayı, gölgelendirmeyi…

Bodrum’da ne yaptınız?
Gece barlara, diskolara gittik. Gerçek isimlerimizi kullanmadan ama karı-koca olduğumuzu söylerek yeni insanlarla tanıştık. Bir gece barda Ebru’ya yan masadan gül bile yollandı. Ben avucumu yaladım. 

İnsanlar karı-koca olduğunuzu duyunca ne tepki veriyordu?
Şaşırıyorlardı ve muhtemelen benim hafifmeşrep bir kadın olduğumu akıllarından geçiriyorlardı. Bunu kabul eden bir kadın öyle olmalıydı onlara göre… 

“Karakola kadın olarak girdi, erkek olarak çıktı”
Sadece Bodrum’da mı birlikte dışarı çıktınız?
Hayır. İstanbul’da da çok kez bara, kulübe gittik. 1001, Hengame, Secret’ta takıldık. Hiçbir problem çıkmadı. Tabii ben de tanınmamak için hep dış görünüşümü değiştiriyorum. Peruk takıyorum, yoğun makyaj yapıyorum. Daha frapan giyiniyorum.
Bir süre Beyoğlu’nda, Teras diye bir yere takıldık. Bir sürü normal çift ve bekar kız-erkek arkadaşımız oldu. Partilere gittik. Yatlarda doğum günlerine bile davet edildik.
Ayrıca bazen tek başına da çıkar Bülent. Bir gece ekipler amiri onu yolda görünce karakola alınmasını istemiş. Gelen ekip de  “Beyefendi, kanunsuz bir iş yaptığınız yok ama emir demiri keser” demişler ve almışlar içeri. Sabah karakoldan beni aradı, “Beni gel al” dedi.

Kadın kıyafetleriyle karakola götürülen kocanızı almaya gittiğinizde ne dediniz görevli memurlara?
“Adamı niye attınız ki içeri? Kadın kıyafetleriyle dolaşıyor sadece. Kocamı alabilir miyim artık?” dedim. Yanımda erkek kıyafetleri getirmiştim. Gündüz o halde eve dönmemiz mümkün değildi çünkü. Yazık ki, o telaşta topuklu ayakkabısının tekini karakolda unutmuş. 

Kocanızın CD halini çocuklarınız görse bir aile faciası yaşanmaz mı?
Bülent, Ebru olurken ya ofisini kullandı ya da arabayı. Yakalanmaktan korktuk ve hiç riske girmedik bu konuda. 

“Seks hayatımız yolunda. Her CD illa gay olacak diye bir şey yok ki!”
Hiçbir tanıdığa yakalanmadınız mı?
Hayır. Son yıllarda artık birlikte dışarı çıkmıyoruz. Çünkü malum, farklı bir iktidar anlayışı var artık. Bülent herhangi bir sorunda benim başımın çok ağrıyacağını söylüyor ve artık benimle dışarı çıkmak istemiyor. Bu yıl ikinci bir ev açtık. Biri ailecek oturduğumuz ev, diğeri Ebru’nun. Çünkü Bülent kendini kadın olarak ifade etmek istediğinde aynı mekanda çocukların olmaması lazım. O Ebru olarak daha rahat oluyor böylece. Bülent’ken çok arkadaşı var. Ancak Ebru olarak sosyal çevresi sıfır. Ben ona çaya kahveye giderim ara sıra. Kız kıza muhabbet ederiz. Arada sen de katıl istersen, arkadaş olursun ona. 

Gelirim. Bunu duyan birkaç arkadaşım da meraktan peşime takılabilir ama… Kocanız biseksüel mi?
Eşimin biseksüel olduğunu söylemem için onu bir erkekle el ele ya da aynı yatakta görmem gerek. Başıma böyle bir şey gelmedi. Tanıştığımızdan bu yana seks hayatımızda hiçbir eksik yok. Benim kocam olsa olsa “straight crossdresser” olur. Yani heteroseksüel bir CD o. Her CD illa gay olacak diye bir şey yok!

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Çankaya İlçesi, Güneypark Kentsel Dönüşüm Projesi Alanında 1 Milyon 232 Bin 322 Metrakere İnşaat Alanı İçerisinde Konut, Ticaret, Altyapı, Peyzaj, Çevre Düzenlemesi, Sosyal Donatı, Kentsel Tasarım ve Aynı Alanda Proje Geliştirme İşine Ait Kat Karşılığı İnşaat İşi Yaptırılacak

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Çankaya İlçesi, Güneypark Kentsel Dönüşüm Projesi alanında 1 milyon 232 bin 322 metrakere inşaat alanı içerisinde konut, ticaret, altyapı, peyzaj, çevre düzenlemesi, sosyal donatı, kentsel tasarım ve aynı alanda proje geliştirme işine ait kat karşılığı inşaat işi yaptırılacak.

Kapalı teklif usulü kat karşılığı inşaat ihalesinde işin keşif bedeli 747 milyon 49 bin 794 lira olarak belirlendi.

İhale 22 Temmuz 2010 tarihinde saat 14.00′te Ankara Büyükşehir Belediyesinde yapılacak.

Firmalar şartnameyi, Emlak ve İstimlak Dairesi Başkanlığından satın alınabilecek.

Söz konusu ihalede katılımcılardan 22 milyon 411 bin 494 lira tutarında geçici teminat alınacak.

(CNS-MTN) – ANKARA

Melih Gökçek’le ilgili yeni karar

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Melih Gökçek’le ilgili kararını açıkladı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Melih Gökçek’le ilgili kararını açıkladı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında, ”Haksız kazançla mal varlığı edindiği” iddiasına ilişkin yürütülen soruşturmada, ”Bu konuda somut bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığı” gerekçesiyle, ”Kovuşturmaya yer olmadığına” karar verdi. 

Memur Suçları Soruşturma Bürosu’nda görevli Cumhuriyet Savcısı Harun Kodalak tarafından verilen ”takipsizlik” kararında, Tüketici Dernekleri Federasyonu tarafından Gökçek hakkında suç duyurusunda bulunulduğu anımsatıldı.

Kararda, suç duyurusu dilekçesinde, ”Gökçek’in yazılı beyanında, üzerine kayıtlı bir adet gayrimenkulü olduğunu belirttiği, ancak bu gayrimenkulün vasıfları, yeri, mevki ve gerçek değeri hakkında bilgi vermediği, söz konusu gayrimenkulün Dikmen Mahallesi hudutlarında bulunduğu, değerinin, 1 milyon 500 bin TL olduğu, böylesine değerli gayrimenkulün elde edilişinde şüpheler bulunduğu, Gökçek’in geçmişte mal varlığı ile ilgili yaptığı açıklamaların çelişkili olduğu, bu konuda kamuoyuna şeffaf açıklamalar yapmak zorunda olduğu, kendisinin ya da yakınlarının üzerine kayıtlı başkaca mal varlığının olabileceği” iddialarında bulunularak, bu hususların Cumhuriyet Savcılığı tarafından incelenmesinin talep edildiği aktarıldı.

SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ
Soruşturma kapsamında, İçişleri Bakanlığından, Gökçek’in 1999 yılından itibaren Bakanlığa sunduğu mal beyanlarının istendiği, bu beyanların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı hususunun değerlendirilmesi için Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne yazılar yazıldığı, Gökçek’in iki bankadaki kendisine, eşine ve çocuklarına ait maaş hesabıyla diğer hesapların 2008 yılı sonuna kadar tüm hareketlerini gösterir dokümanların temin edildiği belirtildi.

Kararda, Melih Gökçek’in, savcılık tarafından alınan savunmasında, üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek, ”Edindiği mallarla ilgili tüm bildirimleri yasal süresi içerisinde İçişleri Bakanlığına ilettiğini, eşinin emekli öğretmen olduğunu, mevcut mal varlıklarını kendisinin ve eşinin çalışmaları sonucu kazandıkları gelirler ve bu gelirleri değerlendirerek elde ettiğini, yine mevcut mal varlığı kaynağında eşine miras yoluyla devrolunan değerlerin de bulunduğunu, haksız mal edinmesinin söz konusu olmadığını” ifade ettiği kaydedildi.

”SOMUT BİR BİLGİ VE BELGEYE ULAŞILAMADI”

Sıfatı ve görevi sebebiyle kamuoyunun yakından tanıyıp izlediği kişilerin, mal varlıklarını kamuoyuna açıklayıp açıklamama durumunun ”etik” açıdan değerlendirilip eleştirilebileceği, ancak mal varlığı açıklamasında yasal bir zorunluluk bulunmadığı belirtilen kararda, Gökçek’in kamuoyuna açıklamadığı iddia edilen bir kısım mallarını, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu kapsamında, süresinde beyan etmekle yükümlü olduğu İçişleri Bakanlığına bildirdiğinin tespit edildiği ifade edildi.

Gökçek’in, bildirdiği mal varlıklarının haricinde, şikayet dilekçesinde iddia edilen başkaca mal varlığına rastlanılmadığı kaydedilen kararda, ”Uzun yıllar üst düzey yönetici sıfatıyla çalışarak elde ettiği gelirler, eşinin çalışmışlığı, eşi tarafından miras yoluyla elde edilen mallar, yine yıllar içerisinde kazanılan gelirlerin değerlendirilmesi ve elde edilen mallardaki değer artışı dikkate alındığında Gökçek’in mevcut mal varlığıyla gelirleri arasında dikkate değer bir oransızlık görülmediği, bir başka deyişle mevcut malların haksız kazançla elde edildiğine dair somut bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığı, bu haliyle Gökçek’in atılı suçu işlediğine dair soyut iddia haricinde, savunmalarının aksine, hakkında kamu davasının açılmasını gerektirecek derecede yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği tüm soruşturma evrakından anlaşılmıştır” denildi.

Kararda, bu nedenlerle Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında, ”Kovuşturmaya yer olmadığına” karar verildiği kaydedildi

‘Halka Hesap Vereceğiz’

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘CHP İktidarında Herkes Hesap Verecek, Biz de Hesap Vereceğiz’ Dedi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘CHP iktidarında herkes hesap verecek, biz de hesap vereceğiz’ dedi. Kılıçdaroğlu, genel merkezden parti otobüsüyle geldiği Çankaya Belediyesince Çukurambar’da yaptırılan Teoman Öztürk Parkı’nın açılışını gerçekleştirdi.

Açılışa, CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay ve bazı CHP’li milletvekilleri de katıldı. Kılıçdaroğlu, törendeki konuşmasına, ‘Evet, karanlığın sonunda güneş doğacak. Bundan emin olmanızı istiyorum’ sözleriyle başladı.

Bugünkü açılışla birlikte, kentli olmanın temel kurallarından birisinin yaşandığını ifade eden Kılıçdaroğlu, kentin ulaşım, sinema, kültür, huzurlu yaşam sürdürmek, birlikte olmak, doğayla bütünleşmek anlamlarına geldiğini belirtti. CHP lideri, ‘Kent demek aynı zamanda yeşil alanları yok etmektir. Kent demek gecekondulaşmaktır, trafikte yaşamı kaybetmektir. Ama bunu ters yüz etmek de öbür kenti yaratmak da bizim elimizdedir. Sosyal demokratlar bu kenti reddediyorlar’ diye konuştu. Kılıçdaroğlu, sosyal demokratların aydınlıktan, güzelliklerden yana, insanın doğayla bütünleşmesinden yana bir politika izlemeyi savunduklarını kaydetti.

Sosyal demokratların bu politikayı her yerde gösterdiklerini belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘Biz, kentin çeperlerinde yaşayan insanların onurunu koruyarak, insanlarla beraber olarak, o insanların sosyal bir hukuk devletinde toplumsal bir belediyeciliğin uygulandığı bir yerde, bir yörede kendi haklarını isteme hakları olduğunu onlara anlatmak durumundayız. Sosyal belediyeciliğin temel normlarından birisi de budur.’

- ‘SAYDAM, DÜRÜST, İLKELİ…’-

Çankaya Belediyesinin yayımladığı bir kitapçıktaki ‘dürüst, saydam, ilkeli ve hesap sorulabilir bir yönetim’ şeklinde ifadelerin yer aldığını aktaran Kılıçdaroğlu, ‘Sosyal demokrasinin özü de budur. Saydam olacağız. Dürüst olacağız. İlkeli olacağız ve halka hesap vermeyi de onurlu bir görev kabul edeceğiz’ diye konuştu.

Geçmişte topluma hizmet edenleri unutmamanın da sosyal demokrat olmanın bir başka özelliği olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, ‘Onları yadetmektir. Onların anılarını yaşatmaktır. Burada bunun güzel bir örneğini görüyoruz. Rahmetli Sayın Öztürk’ün adını bir parka veriyoruz. Türk Mimar ve Mühendis Odaları’na hizmet etmiş, topluma hizmet etmiş, aydınlanmanın meşalesi olan bir insanı adıyla, soyadıyla bu parkta yaşatıyoruz. Bu açıdan Sayın Belediye Başkanı’na şükranlarımı sunuyorum’ dedi.

- ‘HALKLA BERABER YÖNETECEĞİZ’-

Geçen yasama döneminde belediyelerle ilgili bir yasa tasarısının Meclise geldiğini anlatan Kılıçdaroğlu, yasanın Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmesi sırasında CHP’nin verdiği bir önergede ‘Yeşil alanlar eğer imara açılacaksa referandum yapılsın. Madem referandum istiyorsunuz o zaman yeşil alanı eğer siz imara çeviriyorsanız oraya bina yapacaksınız, iş merkezi yapacaksanız gelin mahalleliye soralım. ‘Evet izin veriyoruz’ derlerse imara açalım’ yönünde teklifte bulunduklarını dile getirdi. Kılıçdaroğlu bu önergelerinin AKP Parti’nin oylarıyla reddedildiğini belirterek, ‘Şimdi buradan yine söz veriyoruz. CHP iktidarında kentlerde yeşil alanların imara açılması sırasında o bölgede mutlaka referanduma gidilecek, halkın görüşü alınacaktır. Biliyorsunuz AKP, referandumu sadece kendi çıkarları söz konusu olduğu zaman yapıyor. Biz ise referandumu halkın çıkarları söz konusu olduğu zaman yapıyoruz. Halka soracağız, halka beraber yöneteceğiz. Ülkeyi de belediyeyi de’ diye konuştu.

- ‘KAYDOLMAK İÇİN GELEN YURTTAŞLARA KAPILARINIZI SONUNA KADAR AÇIN’-

Belediye Başkanı Bülent Tanık‘ın törende yaptığı konuşmayı hatırlatan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

‘Başkanımız güzel bir şey daha söyledi. ‘Artık CHP’ye akın akın insan geliyor, kayıtlarını yapmak istiyorlar.’ Buradan bütün il ve ilçe başkanlarıma sesleniyorum. CHP’ye kaydolmak için gelen bütün yurttaşlara kapılarınızı sonuna kadar açın. Çünkü Recep Bey’in korkusu biraz daha katmerleşecek. Recep Bey unutmasın. Bir ozanımızın dediği gibi ‘Akın var akın güneşe akın. Güneşi zaptedeceğiz, güneşin zaptı yakın’.

CHP olarak Türkiye’yi içinde bulunduğu çıkmazdan alacağız halkla birlikte. Aydınlığa kavuşturacağız halkla birlikte yürüyeceğiz halkla birlikte. En büyük sizsiniz, sizden büyük yok. Hep beraber çalışacağız, aynı yürekle çalışacağız. Aynı amaca hizmet edeceğiz. Bu ülkede yoksulluğu da işsizliği de tarihe gömeceğiz. Tabii hesap vermek derken, belediye başkanımızın dediği gibi ‘saydam, ilkeli hesap verilebilir bir yönetim’. Umuyorum bizim bu söylemlerimizi Ankara Anakent Belediye Başkanı da duymuştur. CHP iktidarında herkes hesap verecek, biz de hesap vereceğiz. Sendikalar da hesap verecek. Odalar, Borsalar da hesap verecek. Çünkü saydamlaşma sürecini toplumda başlatmak zorundayız. Hepimiz topluma hesap vereceğiz ve toplumdan güç alacağız ve o güçle yola çıkacağız. Güneşi zaptedeceğiz iktidara geleceğiz hep beraber.’

- BELEDİYE BAŞKANI TANIK’IN KONUŞMASI-

Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık da konuşmasında belediyenin projelerine ilişkin bilgi verdi. Kent içinde dengeli kalkınma ve dengeli kentleşmeyi sağlamak ve kenti adil, özgürleştiren, uygarlaştıran bir yerel yönetimle buluşturmayı amaçladıklarını dile getiren Tanık, ‘Krize karşı CHP yönetimi en etkili ilaç olacaktır’ dedi. Kılıçdaroğlu’nun kurultay konuşmasında dile getirdiği belediyecilik anlayışının doğru stratejiyle yerini bulacağını ifade eden Tanık, şöyle konuştu:

‘Sevgili Genel Başkanım, sizin de birleştirici, bütünleştirici, kucaklayıcı kimliğiniz sağlam bilgi üzerine oturtmuş olduğunuz siyasi yorumlarınız ve açılımlarınız, Teoman Öztürk çizgisinin Türkiye siyasetine, ölçeğine ve hatta bölgemiz ölçeğine yayılmasına dönük çok önemli bir birikimin işaretini bugün halkımıza veriyor. CHP’ye sizin kimliğinizle birlikte çok büyük bir akım başladı. CHP’ye akın var. CHP umut veriyor. CHP halkçı kimliğini yeniden üretiyor. Bu yeniden üretimin duyan kulakların, duyan yüreklerin nezdinde çok önemli bir yeri olduğunu sevinçle görüyorum. Sizinle birlikte CHP devrimci kimliğini vurguluyor. CHP, sizinle birlikte yoksulluğa ve işsizliğe karşı verdiği mücadeleyi çok daha etkili bir biçimde ve iktidar olarak çözüm üreterek halkın hizmetine sunmaya bütün birikimini sunmaya hazır görünüyor.’

Konuşmaların ardından Kılıçdaroğlu ve partililer parkın açılış kurdelesini kesti.

Kılıçdaroğlu: “Recep Bey’in Korkusu Katmerleşecek”
çankaya Beledeyisi’nin düzenlediği açılış törenine katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun hedefinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve hükümet vardı.
 
CHP İktidarında Herkes Hesap Verecek
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘CHP İktidarında Herkes Hesap Verecek, Biz de Hesap Vereceğiz’ Dedi.
 
Kılıçdaroğlu’ndan: Güneşi Zaptedeceğiz İktidara Geleceğiz
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Nazım Hikmet’in “Güneşi İçenlerin Türküsü” Şiirine Atıfta Bulunarak, “Hepimiz Topluma Hesap Vereceğiz. Toplumdan Güç Alacağız ve O Güç ile Yola Çıkacağız. Güneşi Zaptedeceğiz. İktidara Geleceğiz” Dedi.
 
Erhan Göksel ve Yılmaz Balta İçin Kocatepe Camii’nde Cenaze Töreni Düzenlendi
Amerika’da geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitiren araştırmacı Dr. Erhan Göksel ile trafik kazasında hayatını kaybeden 16. Dönem CHP Rize Milletvekili Yılmaz Balta için Kocatepe Camii’nde cenaze töreni düzenlendi.
Kocatepe Camii’ndeki cenaz…

Avukat Özdemir Özok’ VEDAA

Kanser tedavisi gördüğü Amerika’da vefat eden Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı avukat Özdemir Özok için Barolar Birliğinde tören düzenlendi. Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in de katıldığı törende Yargıtay ve Danıştay başkanları gözyaşlarını tutamadı.

Törene, Özok’un eşi Neşe Özok, kızları Ayşe Özok ve Ayça Özok Ener, Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Danıştay Başkanı Mustafa Birden, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, CHP Genel Sekreteri Önder Sav, CHP Sözcüsü ve Genel Sayman Mustafa Özyürek, Demokrat Parti Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, DSP Genel Başkanı Masum Türker, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri, Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür Dr. Hilmi Bengi, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay, Türkiye Noterler Birliği Başkanı Hasan Yeni, YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan, Ankara Barosu Başkanı Vedat Ahsen Coşar, DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık ile çok sayıda milletvekili, baro başkanları ve avukatlar katıldı.

Özok’un Türk bayrağına sarılı tabutunun üzerine avukat cübbesi konuldu. Törene katılanlar, Özok’un tabutunun başında bir dakikalık saygı duruşunda bulundu. Daha sonra Özok’un özgeçmişi okundu. 1970 yılında Hukuk Fakültesine giren Özok’un, üstlendiği çeşitli görevler anlatıldı. Bir dönem de Basın-İlan Kurumu Genel Kurul üyeliği yapan Özok’un 2001 yılında hastalandığı, 2009 yılında hastalığının tekrarladığı ve 24 Nisanda da hayatını kaybettiği anımsatıldı.

“CANIM BABAM…”

Törende konuşan Özok’un avukat kızı Ayça Özok Ener, konuşmasına “Canım babam senin için en zor görevi ifa etmek için toplandık” diye başladı. Özdemir Özok’un laik, demokrat ve aydın kişiliğinden herkesin memnuniyetle söz ettiğini ifade eden Ayça Özok Ener, babalarının kendilerine bıraktığı en büyük mirasın “maneviyat, iyilik ve samimi dostluklar” olduğunu söyledi.

Ailesi ve sevenleri olarak Özok’un mirasına sahip çıkacaklarını kaydeden Ayça Özok Ener, “O birleştirici olmamızı isterdi. Birleştirici olalım, rica ediyorum, buna dikkat edelim” diye konuştu.

Ankara Barosu Başkanı Vedat Ahsen Coşar da Özok Ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileyerek, sevgisi ve acısının sevenlerini buluşturduğunu kaydetti. Özok’un demokrasi için mücadele ederek kendisini yargı bağımsızlığına adadığını ve Türkiye’ye büyük hizmetlerde bulunduğunu ifade eden Coşar, “Türkiye sevdalısı, yurtsever, hukuk aşığı, demokrasi askeri, Atatürk sevdalısı, insan hakları savunucusu ve kendisini hukukun üstünlüğüne adamış bir hukuk adamını kaybettik” dedi.

Her ölümün erken olduğunu dile getiren Coşar, Özok’un ölümünün ise çok daha erken olduğunu, kendisine en çok ihtiyaç duyulan bir zamanda hayatını kaybettiğini ifade etti.

TBB Başkan Yardımıcı Avukat Berra Besler de Özok’un hayatı boyunca haksızlıklara karşı mücadele ettiğini anlatarak, idealleri uğrunda durmadan mücadele ettiğini söyledi. Özdemir Özok’un Anayasa Mahkemesi üyeliğini, bir siyasi partiye üye olduğu gerekçesiyle kabul etmediğini anımsatan Besler, bu durumun Özok’un karakterindeki dürüstlüğün dışavurumu olduğunu belirtti.

Besler’in konuşması sırasında gözyaşlarını tutamadığı, tören sırasında Yargıtay Başkanı Gerçeker ve Danıştay Başkanı Birden’in de ağladıkları görüldü.
Törende avukat Turgut Kazan ile Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in de bir süre sohbet etttiği dikkati çekti.
TBB’deki törenin ardından Özok’un cenazesi Kocatepe Camisi’ne getirildi.

Kanunun 73. maddesinin kentsel dönüşüm konusunda belediye yönetimleri ile TOKİ’ye olağanüstü yetkiler verdiğini ifade eden Tanık, şunları kaydetti:
Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, ”Belediye Kanunu’nun 73. maddesinin Meclis komisyonlarında görüşüldüğü haliyle yasalaşması durumunda çok merkeziyetçi ve hiçbir şekilde denetlenmesi mümkün olmayacak yerel otoriteler ortaya çıkabilir” dedi.

Tanık, Çayyolu’ndaki bir pastanede düzenlediği basın toplantısında, Belediye Kanunu’nun kentsel dönüşüm uygulamalarını düzenleyen 73. maddesinin TBMM’de komisyonlarda görüşüldüğünü söyledi. Kanunun 73. maddesinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığının talepleri üzerine düzenleme yapıldığını iddia eden Tanık, ”Büyükşehir Belediye Başkanı’nın en çok şikayet ettiği ilçe belediyelerinin konu ile ilgili yetkilerine dönük mevcut uygulama ve hukuk düzeninin by-pass edilmesi, arkasından dolanılması ve yargının denetim yetkisinin elinden alınmasını getirebilecek, hukuk düzenine aykırı özellikler içeriyor” dedi.

Kanunun 73. maddesinin kentsel dönüşüm konusunda belediye yönetimleri ile TOKİ’ye olağanüstü yetkiler verdiğini ifade eden Tanık, şunları kaydetti:

”Belediye Kanunu’nun 73. maddesinin Meclis komisyonlarında görüşüldüğü haliyle yasalaşması durumunda çok merkeziyetçi ve hiçbir şekilde denetlenmesi mümkün olmayacak yerel otoriteler ortaya çıkabilir. İlçe belediyeleri ile yargı sistem dışı kalacaktır. Bu iki yapının sistem dışı kalmasının sonucunda kentsel dönüşüm alanı ilan edilen alanlardaki mülkiyete kayıtsız el atma yetkisi veriliyor. Bunun 3 bin belediyede yapılabilir olması 3 bin denetimsiz otoritenin, derebeyinin ortaya çıkmasına yol açacaktır. Hukuk düzeni içinde böyle bir düzenlemenin yapılmasının mümkün olmadığının TBMM tarafından zaten görüleceğini ve gerekli düzenlemelerin yapılacağını umuyorum. 73. madde bu haliyle yasalaşırsa ilçe belediyelerine ihtiyaç kalmayacak, çok kısıtlı olan yetkileri ve sorumlulukları ortadan kaldırılacaktır. O zaman ilçe belediyelerini kapatmak daha doğru olur.”

800 bin kişinin gece barındığı Çankaya Belediyesinin yetki ve sorumluluk alanlarının 2 bin nüfuslu bir belde belediyesinin yetki ve sorumluluk alanlarının yüzde 20′si düzeyinde olduğuna işaret eden Tanık, ”Belediyeciliğin yüzde 80′i ilçe belediyelerinin yetki ve sorumluluk alanı dışında tutulmaktadır” dedi.

Tanık, Çankaya Belediyesi olarak müdahale ettikleri 12 metrenin üstündeki cadde ve sokaklarla ilgili Büyükşehir Belediyesi ile sorun yaşadıklarını kaydederek, ”Sayın Başkan’ın ‘Çankaya Belediyesi iş yapıyor, yapmıyor’ değerlendirmesini erken bir değerlendirme olarak görüyorum. Biz 16′ncı yılımızda değiliz. 16 yıldır kentin merkezini şu veya bu siyasi görüşte insanların çoğunlukta yaşadığı bir alan diye ihmal ediyor olmak esas olarak üzüntü duyulması gereken bir konu. Bunun sorumluluğunun herkesten daha çok yüzde 80 Büyükşehir Belediyesinde olduğunu da not ettirmeyi isterim” diye konuştu.

Ruhum erkek, ama bedenİm değİl

Karadenizli ailenin çok sayıdaki kızlarından biri olarak olarak dünyaya gelen G.O., “5 yaşımdan beri kendimi erkek gibi hissediyorum” diyor. 8 yıl önce İngiltere’ye sığınan ve Dennis adını alan ‘genç kadın’ şimdi erkek bedenine sahip olmak için gün sayıyor. İngiltere ona operasyon için oturma izni verdi, hatta tedavi masraflarının bir kısmını bile üstlendi.

TÜRKİYE’den transseksüel olduğu için kaçarak, 8 yıl önce İngiltere’ye giden 33 yaşındaki G.O., önce cinsiyet değişimi programına girdi sonra oturum izni aldı. İngiliz İçişleri Bakanlığı, erkek olduktan sonra Dennis ismini alacak Türk kadına her türlü desteği verirken, erkek olabilmesi için yapılacak operasyonlara ilk aşamada 150 bin TL (60 bin sterlin) ödemeyi kabul etti. Hormon tedavisi gören, göğüsleri alınan Dennis, rahimi alındıktan sonra penis oluşturma operasyonuyla yeni bir bedene sahip olacak.

Erkek çocuk sahibi olmak isteyen çok sayıda kız çocuğu bulunan bir Karadenizli ailenin kızı olarak dünyaya gelen Dennis, henüz 5 yaşındayken erkek gibi hissettiğini fark etmiş. Sonrasında kendini hep yabancı bir bedende hapis gibi hissetmiş, ölmeyi bile denemiş…

Bir yolunu bulup İngiltere’ye giden burada garson olarak çalışan genç, cinsiyet değişimi programına dahil oldu. Bir süre sonra oturma izni dolduğunda sınırdışı edilmesi gündeme geldi. Dennis, “Dönersem hayatım tehlikeye girer” dedi. Adli yetkililer bu savunmaya karşı çıkınca mahkemede bizzat söz alıp, “Kim ameliyat masasında kalabileceğini bilerek böyle bir sürece katılmak ister” diye savunma yapınca İngiltere’de oturma iznine sahip oldu. Geçtiğimiz aylarda bir ilke imza atarak oturum izni alan ve erkek kimlik kartına sahip olan Dennis, hikayesini Hürriyet’e anlattı:

TÜRKİYE’DE kENDİMİ SAKLAMAK ZORUNDAYDIM

Cinsiyet değiştirme ameliyatına kadar varan süreç nasıl gelişti?
Ben yıllarca kendimi saklayarak yaşadım. Türkiye’de çok sevdiğim ülkemde hiç gülmedim. Taciz edildim. Küçük görüldüm. Horlandım. Zaman zaman adam yerine konmadım. Biliyor musunuz, defalarca intiharın eşiğinden döndüm. Bedenim bana ağır geliyordu. Kendimi bildim bileli hep erkektim. Hiç kız olmadım ki! Erkekliğe geçiş sürecim bitip de erkek olunca, Türkiye’ye dönüşüm benim ölümüm olacaktı. Türkiye’de çevremin beni dışlayacağını, hatta öldürülebileceğimi /_np/3268/10133268.jpgdüşündüm. Burada, sadece kendi çevremi kastetmiyorum. Dar bakışlı, cahil topluluklardan bahsediyorum. Baksanıza, ülkemizdeki siyasiler bile bizim gibi olan insanları hedef tahtası haline getiriyor. Bununla birlikte, eğer cebinizde paranız varsa Türkiye’de toplum sizi bir şekilde kabul ediyor. LGBTT (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transseksüel, Travesti) kişilerin durumu çok zor. Ya bedenlerini satıyorlar, ya öldürülüyorlar ya da başka şeyler.

Siz kendinizi nasıl tarif ediyorsunuz?
Çoğu zaman transseksüel kişi ile travesti karıştırılır. Travesti, karşı cinsin kıyafetlerini giyip onun gibi davranan kişidir. Travestinin illa da bedensel değişim içine girmesi gerekmez. Oysa transseksüellik çok farklı bir durum. Biyolojik cinsiyeti içinde memnun değildir ve er geç, bedenini değiştirmek ister. Zaten bu durumlarda en çok intihar vakası, bedeninden hoşnut olmayan transseksüellerden çıkıyor ne yazık ki! Transseksüellik bir cinsel yönelim değil bir cinsel kimlik meselesidir. Kendimi bildim bileli hep erkektim. Hiç kadın olmadım ki! Daha beş yaşında erkek olup, neden kız bedeninde doğduğumu düşünürdüm. Daha sonra durumumla barıştım ve amacım cinsiyetimi düzeltip, gerçek bedenime kavuşmak oldu.

Türkiye’de dışlanmasaydınız, yine İngiltere’ye gider miydiniz?
Bakın ben çektiğim acılardan, tartaklanmadan, tacizden bahsediyorum. Buradan söyleyemeyeceğim türlü şey var. Yanlış bir şey yapmadım. Tek suçum, yanlış bedende doğmak oldu. Eğer, dışlanmayıp, kabul görseydim. Neden ülkemi doğduğum yeri ve ailemi terk edip, yeni bir hayata başlardım? Bunlar kolay şeyler mi?

Ruhum erkek, ama bedenİm değİl/_np/3269/10133269.jpg

Dindar bir yapınız olduğunu söylüyorsunuz. Durumunuzu hiç dini anlamda sorguladığınız oluyor muydu?
İnancım olmasaydı çoktan teslim bayrağını çekmiştim. Bazen, kendimle çok çatıştığım oluyordu. Allah’ın verdiği bedeni değiştirmemem gerektiğini düşünüyordum. Ama, ruhumun kaldıramadığı yine bedenimden çıkıyordu. Din aslında mantıktır, hoşgörüdür. Mutlaka her şeyin mantıklı bir açıklaması var diye düşündüm.

Ameliyattan korkuyor musunuz?
Ne kadın ne erkek olmaktansa, bedensel acılara rağmen bir cinsiyet içine girmeyi tercih ederim. İşte insanların bunu anlamasını istiyorum. Yoksa, Göçmen Bürosu yetkililerine seslendiğim gibi: ‘Kim vücudunu parçalatır, başka bir beden ister?’ Demek ki bu durum çok ağır, böyle bir yola çıkılmış.

Penis oluşturma ameliyatından sonra kendinizi tam bir erkek gibi hissedecek misiniz?
Ben kendimi tam bir erkek gibi hissediyorum zaten! Sadece eksiğim. Şimdiye kadar ruhumun erkek olması tesellimdi. Ama artık fiziksel olarak da tam bir erkek olacağım. Bundan güzel bir şey olabilir mi? 

ÇOCUĞUNUZA ‘ERKEK FATMA’ DEMEYİN

Türkiye’de sizin gibi olan transseksüellere, onların ailelelerine, arkadaşlarına, sevgililerine ve işverenlere, bir de politikacılara vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Emek sarf etmeden, sıkıntı çekmeden devrimler yapılamıyor. Bizi anlayın, bizi kabul edin. Biz yokmuşuz gibi davranmayın. Empati kurun. İnanın ağır bir durum. Özellikle ailelere seslenmek istiyorum, bu durumda olan çocuğunuz varsa, ona kızmayın. Hemen bir doktora ve psikologa götürün. Heteroseksüel çocuğunuza, ‘Erkek Fatma’, ‘ Oğlum kız gibi usludur’ tarzından yakıştırmalar yapmayın.

Telli duvaklı bir gelin isterim

Evlenmeyi, çocuk sahibi olmayı düşünüyor musunuz?
Kim istemez? İnşallah, o günleri de görürüm. Dört dörtlük bir eş olacağıma inanıyorum. Karımın telli duvaklı bir gelin olmasını isterim. Çocuk konusuna gelince, çocuk sahibi olmak isterim. Ama, bunun içinde artık taşıyıcı anneye ihtiyacım olacak. Belki çocuğu olan biriyle hayatımı birleştiririm. Böylece, sevgimi eşimin çocuğuna veririm. Kim bilir?

Göğüslerim alındı ve çok mutluyum

33 yıldır kadın bedeninde yaşayan ve erkek bedenine sahip olmanın hayallerini kuran Dennis cinsiyet değiştirme ameliyatını anlattı: “Bir kere kadından erkeğe geçiş gerçekten çok zor ve uzun bir süreç. Doktorlar ve psikologlar, sürekli olarak kararlılığınızı ve durumunuzun sabit olmasını kontrol ediyor. Hormon tedavisini hayatım boyunca olacağım. Tabii, çok sıkıntılı bir durum. Ayaklarım ağrıyor, bazen çok sinirli oluyorum. Benim göğüslerim alındı. Ameliyatı yapan doktor kadındı. Çok güzel kaslı erkek göğüsleri yaptı. İnanın çok mutluyum. Bunca acıya değdi. Artık, bütün konsantrasyonumu penis oluşturma ameliyatına verdim.”

Eski Gönderiler »

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.